Tut beni Fazilet

karga.jpg

  

Hoca ilk haberi aldı, kadın Perşembe sabahı telefon etti. Vapura binmiş. Hoca sevindi. Yine de eski arkadaşı, ahretlik diyor ona… gaaak. guuuk. Ben de sevindim. Fazilet de sevindi. Hoca telefonda sordu:                                              

             -Araba arıza yaptı mı ?

               -Hayır…dedi kadın

               -Gözün aydın…bir şey kalmadı

               -Daha İtalya var…

Bu gün Cuma yine haber yok. Hoca  endişeli , gaaak. Guk. Fazilet dedi ki:

               -Karşı   sahile geçmiş, artık gider…

               -Emin değilim, denizde fırtına çıkabilir. Gaaak. Guk. Tıss

               –Fırtına çıksın istiyorsun galiba…

               -Fazilet beni hasta etme, gagalarım. Gaaak. Tıssss.Takır.

Bu kadının adı Hakikat. Eskiden “Catherine” imiş. Yıllar önce Müslüman olmuş, Catherine’in son iki hecesini kaldırıp başına “haki” koymuşlar olmuş Hakikat. İki defa evlenmiş, bir İtalyan’la bir de Türk’le… meramını anlatamamış, Gak. Guk.Fazilet dedi ki :                        

                         -Kendi bilmiyor ki anlatsın,

                         -Dur Fazilet karıştırma…

Mutlu olamamış. Birinci evliliğinde, bir kavga gecesinin sabahında Kur’anını koltuğunu altına alıp evden kaçmış. Gaaak. Guk. İkincisinde de Türk, kadının   tüm paralarını toplayıp gitmiş…Gaaaak.

Hakikat hanım hattat… İlk Müslüman olduğu yıllarda   Konya’ya gelmiş, Mevlânâ türbesinin onarımlarında ve cami inşaatlarında çalışmış…   Bir akşam onu duvarlarını boyadığı bir camide unutmuşlar… Kapıyı kapayıp gitmişler, dışarı çıkamamış, bütün gece soğuktan donmuş, halılara kilimlere sarılmış, sabah camiyi açmaya gelen müezzin bunu    görünce – Şeytan…şeytan… diye bağırmış. Guuuk.Guruk.Tıss

Hakıkat hanım Konya’da Mustafa Baytal isimli yaşlı bir ustanın yanına girmiş. Ondan İslam yazısını öğrenmiş “eskimez” yazıda ustalaşmış.   Yazıya resim katmış, hem kalem hem fırçayla çalışıyor… Figürler yapıyor, tablolar çiziyor, “olmadı baştan”ı var… Kızınca eserini yok edip  yeniden yapıyor… Hoca ona geçen ramazanda İzmit’te ve Adapazarı’nda iki sergi düzenledi Gaaak. Guuk., Yerel gazeteler günlerce yazdı. Yazı satıp para kazandılar. O parayla Aygaz tüpü alındı. Komşu kızlarına bedava yazı dersi verdi. Gaaak Guk. Fazilet yine lafa karıştı:

             -Şimdiye kadar bunları neden anlatmadın ?

             -Kadın iyi ama huysuz, Hoca sıkıldı, kadınla uğraşırken marifetine sıra gelmedi…

Hakikat Hanım’ın Güney Fransa’da dört hektar bir çifliği var… Çiftliğinde bir kedisi var, adı “Paşa”, Hoca ile bir gece evde salep içerken Hanım ağlamaya başladı. Hoca dedi ki: “kediyi hatırladı, bu yakında gider…” Öyle oldu. Hakikat henüz vizesi bitmeden bir sabah Opel Corsa’sına binip gitti… Üst tarafını biliyorsun Fazilet, beni yorma… gagam yoruldu…

               -Şimdi çiftliğe mi gidiyor ?

               -Ne gezer çiflikte kiracı var…. keçi besliyor, Adı Fred, o da keçileri kaçırmış, Hakıkat Fred’e acıyor, keçilerini çok seviyor, arazinin yarısını ona satacak…

               –Paşa   ne olacak ?

               -Onu da sen evlat edin… koynuna al yat…

               –Rezalet,   sen de keçileri kaçırıyorsun galiba…

               -Olacağına bak, Hoca, yazı sanatı, hattat, camideki şeytan, Paşa kedi, kiracının keçileri, Opel Corsa‘nın difernasiyel balatası… aaaayyy gaaaak. Gruuuk. Bana birşeyler oluyor… Tut beni Fazilet…

Bu yazı Kargadan Haberler kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.