Bitmeyen Huzur yolculuğu

Toplumun ateş unsuru, savaşçı (muharip) sınıftır. Bunlar ülkenin iç ve dış güvenliğini sağlar. Muharip sınıfın görevini hakkıyla yerine getirmemesi veya üstüne vazife olmayan işlere girişmesi, toplumun huzur ve sükûnunu alt üst eder. 
                 Kınalızâde Ali efendi (1511-1584) “Ahlak-ı Alai”

Bu yazı Günün Çilesi kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
  • İsmail

    Ah HUZUR ah.Muharip sınıf toplumu korumaktan başka herşeyi yapıyor maalesef.En son Bülent ARINÇ!a suikast şüphesiyle yakalanmaları, daha ne istiyorsunuz sorusunu sordurmaktan beri kılmıyor.-Sorulacak o kadar çok soru var ki-

  • Kınalızâdenin sözleri yaşadığı devrin sorunlarını yansıtmıyor mu ? 400 yıldan beri devam eden bir sorunu, bir günde çözemeyiz. Hakk nasip etsin. Toplum dinamiklerinin ne yönde işlediğine bakmak lazım. Az da olsa bir gelişme var: elhamdülillah Hırvat-Sırp paşalar ve “Yeniçeriler” zamanında değiliz. Unutmayın ki bu topraklarda iki asır önce, kendi askerini topa tutan II.Mahmut gibi bir hünkâr yaşadı.

  • “Kınalızâdenin sözleri yaşadığı devrin sorunlarını yansıtmıyor mu ?”

    Bu çeviri yaşadığı devrin sorunlarını yansıtmıyor. Günümüze uyarlanmış bir çeviri, çeviren de Kınalızâde üzerinden mesaj vermeye çalışmakta.

    Muharip sınıf ülkenin iç güvenliğini nasıl ve ne yaparak sağlar?
    Muharip sınıfın üstüne vazife olmayan işler nelerdir? 1511-1584 yılları arası, padişahtan zurnanın son deliğine kadar askerdir, defterdarı, haremağası dahi yüksek rütbeli askerler… Yani devlet teşkilatı baştan sona savaşçı, üzerine vazife olmayan ne olabilir?

  • Kınalızadenin eserinin orijinalini gördünüz mü ? yoksa tahminlerinizi mi söylüyorsunuz ? Çeviri konusunda daha fazla bilginiz varsa öğrenmek isteriz. Bahsetiğiniz dönemde herkes asker değildir.Hiçbir devirde değildir. Bunu nereden çıkarıyorsunuz ? Haremağası ve defterdar nasıl asker olabilir ? Ulema sınıfı var, esnaf var,zadegan var. Toplumların her döneminde sınıflar vardır.Tarihçiler Büyük Selçuklular devleti zaman toplumun sınıflarını baştan aşağı sayarken en sonunda “divaneler” diyorlar. Aşıkpaşa Anadolu birliğinin kuruluşunu anlatırken 1) gaziler 2) ahiler 3) abdallar ve 4) bacılar’dan yani hanımlardan bahsediyor. Bunların dördünün de görevi ayrıdır. Ahmet Cevdet Paşa 1)askerler (suyufu seyfiyye)2) bürokratlar (suyufu kalemiyye) 3)bilginler (suyufu ilmiyye)den söz açıyor. Görüldüğü gibi toplumda zurnanın son deliğine kadar ayrı sesler çıkaran katmanlar vardır. Başka nasıl olur ki ? Osmanlı ordusu ülke içinde Saray’a baş kaldıran “celalî’lere” karşı da savaştı. Bu “iç güvenlik” sorunudur ve ordunun üzerine vazifedir. Ancak ordu örneğin şeriyye mahkemelerinde taraf değildir.. Vakıf hükümleri, hisbe teşkilatı, medreseler, tekkeler gibi ordu ve askerliğin dışında pek çok konu vardır. Bütün bunların temelinde “militarist” bir yapılanma vardır, diyorsanz, bu sizin kişisel görüşünüz olur- ki pek çok kişi onu söylüyor- tarihsel mantığa ve gerçeklere aykırıdır.Saygılar.

  • Mahmut Can Yağmurdur

    İyi akşamlar
    İnsanlığın yerleşik düzene geçmesi aslında birlikte yaşama zorunluluğundan diye düşünüyorum. İnsan birlikte yaşamaya başlayınca kendisini bir çok tehlikeye karşı daha güvenli hissetti. Yerleşik hayat düzeni belli ahlaki kalıpların kurulmasını gerektirdi. Yerleşik düzen içinde şehir devletleri ve daha büyük ölçüdeki devlet sistemleri oluştu. Devlet kavramı oluşunca bir kişi veya bir grup hüküm verme görevini üstlendi. Nasıl ki insan ateş hava su toprak adını verdiğimiz anasır-ı erbaa’dan oluşuyorsa devleti oluşturan insan-insanlar da bundan ayrı düşünülemez kanaatindeyim. Bir kesim iç güvenlik ve dış güvenlikle uğraşmalıydı. Ama bu kesim bir kuvvet olarak yani “ateş unsuru” olarak değerlendirildi. Çünkü koruma ve savaşma bu “ateş” unsurun ön plana çıkarılmasını gerektirir. Ama gücü elinde bulunduranlar yani “ateş unsuru” olanlar kendi nefsleri içinde de bu ateş unsuruna yenik düşmüş kişilerden olursa eyvah…o zaman sahip oldukları silahlı gücü zorbalık ve iktidar aracı olarak kullanacaklardır. Yüce Allah Adem Safiyullah’ı yarattığı zaman tüm melekleri ona secde etmeye çağırdı. Ama şeytan ben çamurdan yarattığına secde etmem dedi. Hayy esma’ının 4 unsurla tecelli edeceğini ve her hal ve şartta sadece bir unsuru temsil eden ateşten üstün olacağını idrak edemedi…Yani haddini bilmedi…
    Elinde silahlı kuvvet bulundurmak yani “ateş unsuru”nu temsil etmek ve toplumu korumak, bu görevi üstlenenlerin kendi içindeki ateşliği diğer üç unsurla dengelemiş olmalarını gerektirir kanaatindeyim. Bu ise dünyanın en zor işi vesselam.
    Hüküm vermek için hikmet sahibi olmak yani “irfan” sahibi olmak mecburiyeti vardır ve pek müşküldür…Yüce Allah haddini bilenlerden etsin
    Sevgi saygı ve esenlik dileklerimle