Aşklar birbirine karıştı

   Paris’te oturan neyzen Kudsi Erguner bana son şebi arus dolayısıyle yayınlanan uygunsuz bir yazıyı göndererek fikrimi soruyor, cevabımdır :  
            
“Elli senedir Mevlâna ile ilgili yazılar okurum daha bunun kadar seviyesiz olana rastlamadım. Bunu yazan kimse ne tasavvufu anlamış, ne bilenleri dinlemiş ne de bu alanda takvim yaprağı kadar yazı okumuş. Mecazî aşk ile bedeni aşkı böylesine birbirine karıştıran, ruhla bedeni kıyasıya harmanlayan bundan üstün bir yazı olamaz. Bir lise öğrencisi, ders ödevi olarak dahi bundan daha vakur bir yazı yazardı.

Şu cümlenin dehşetine bakınız :"boş vakitlerinde de ibadet eden aydın kişiler " bu sözler cenabı Peygamber’in çevresindeki “Eshab-ı Sufe için söyleniyor. Düşünebiliyor musunuz sayın Erguner ? Ebu Hureyre boş vakitlerinde namaz kılarmış… Bu yazıyı yayınlayan şaşkın gazeteye binlerce sitem olsun.

Bana gönderdiğiniz mektupta bir dergah mensubunun "Tasavvuf, sinesinde musevilik ve iseviliği de barındırır" dediğinden söz açılıyor. Bu saptama geçersizdir. Yersizdir. Dergah etiğine aykırıdır. Anlaşıldığına göre Osmanlı dergahları son iki yüzyılın “Laikler çağında” içindekilerle birlikte göçmüş, insanlar da binalarla birlikte yıkılmış. 

Şimdi çoğu tamir oluyor, insanlar nasıl tamir olacak ? yeni çağın moda  insanları eğer bu ayağa kaldırılan  dergahlarda saltanat sürecekse, o yerler onarılmasa ve yıkılıp gitse daha iyi olurdu. Şerefli bir ömürle sona ulaşıp tarihe geçmiş olurlardı. Şimdi “Shopping Center” ucûbesine dönüşerek  üzerlerinde yer aldıkları aziz toprakları, sonsuza dek kirletmeye hazırlanıyorlar. Allahüalem. Saygılar ve sevgiler. "

Bu yazı Dervish kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
  • serdar

    Maalesef insanlar da Mevlana’yı Mevleviliği bu bahis mevzu kişi otoriteymiş gibi onlardan öğrenebileceklerini sanarak takip ediyorlar,işin kötüsü bunlara gazetelerde koca koca sutun veriliyor ve daha çok kişinin zihnini bulandırıyorlar eninde sonunda iş çeşmenin başındakiler neyi ne kadar kimden öğreneceğimizi belirliyorlar ve her zamanki gibi doğruyu bulmak çaba,emek istiyor
    ***
    Kimse Mevlânâ’yı anlatmaz, herkes kendi tercihlerini anlatır. Bu yüzden kim ne kadar çok konuşursa o kadar çok “Mevlânâ çıkar ortaya, Mevlânâ’nın büyüklüğü de burada zaten. Herkese bir Mevlânâ düşüyor. Bütün anlatılanların toplamından siz de kendinize uygun bir Mevlânâ çıkarabilirsiniz.

  • selime

    Bir kaç gün önce bir kitap edindim, tasavvuf hakkında yazıldığı iddia ediliyor kitabın adından anladığım.Fakat okuduğumda tasavvufun sadece doğu mistizmine paralel bir düşünce olarak algılandığına şahit oldum.Öyle bir sunulmuş ki ha doğu mistizmi ha mevlananın deyişleri, ha zen/taoizm/buda ha hacı bektaşı veli.Maalesef fikirlerini, algılarını desteklediği kadarına bakıp geri kalanını hiçe sayıyorlar.Şimdi böyle bir moda var ve bu moda tutuyor.Tasavvufu tabirini dahi kendi hesaplarına kullanıyorlar.
    Bir defasında Muhterem Tuğrul İnançer’in bir konuşmasına denk gelmiştim.Diyordu ki; hz.Mevlana hakkında eskiden bu tarz konuşmalara(sizin işaret ettiğiniz) çok kızardım; kendi kendime yaşlanınca geçer diyordum, yaşlandım artık daha çok kızıyorum.
    Bende irfan sahiplerinin bu yanlışlara ses çıkarması gerektiğini düşünüyorum.
    Bunu duyuracak, ses getirecek yetkin insanımız var olduğuna inanıyorum.

  • “Ne olursan ol gel…” de Mevlânâ’nın değildir. Yusuf Kâşânî isimli bir başka mutasavvıf şairindir. Büyuk tarih ve hukuk alimi Ahmet Cevdet Paşa Mesnevi Şerif’ten bahsederken “Her asrın bir dili vardır, Mesnevî her asrın dildir..” diyor. Eski insanlar Mesnevi’ye uyarak yaşamışlar, şimdikiler yaşadıklarına göre Mesnevi uyduruyorlar. Belki şimdiye kadar hiç böylesi olmadı… Paşa bunu görseydi razı olur muydu acaba ? Kitabî bir dinin sinesinden doğmuş, yüksek lahûti duyuşlardan örülü bir sistemin alçak bir nefsaniyyet çarkına uyması beklenebilir mi ? Bu çağda Dünya şeytan dolabına binmiş, Şeytan ve melek aynı asrı paylaşıyor.. Şimdi kargalar zamanı, Hz. Pir “Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar” diyor. Bir gün bülbüllere yeniden sıra gelir mi acaba ?

  • Hüseyin Yavaş

    Sayın Uzel Hz Mevlana için hep düşünür diyorlar kendisi herşeyden önce bir müslüman.Şeriata sımsıkı bağlı tasavvufu yaşamış tarikati olan mutasavvuf.İnsanlar neden bu yönleriyle kendisini ele almıyor.

  • İnsanların boyları hangi çağda nereye kadar uzanıyorsa o noktadan dünyaya bakarlar. Mevlana “materyalist” görüşlerin egemen olduğu bu çağda elbette çağın gereğine uydurularak ele alınacaktır. Şeriate sımsıkı bağlı bir mutasavvıf’ın bu yönü değil, kişiliğinde pek az yer tutan mütefekkir cephesi öne çıkacaktır. İnsanlığın ihtiyacı olduğu, herkes tarafından kabul edilebilir ortak değerlerin gelecekte anlaşılmasına yarayacağı umulan bu nokta, faydalı da olabilir. Göreceğiz.
    Mevlana’ya ben elli yıldır “düşünür” demedim. “Kaşınır” vezninden bu kelimeden nefret ettim. “düşünür-kaşınır” ne kadar yakışıksız.. Neye yarar ki, devrin insanı başka şey bilmiyor. Hz. Pir’i “tahassüsat” (revèlation) yerine bizzat, defalarca yerden yere vurduğu felsefe ile bağdaştırarak bir Yunan filozofu kılığına sokanlar da var. Akla dayanan “çürük” felsefe ile “teslimiyet ve tevhide” dayanan tasavvuf arasındaki münafereti bilmeyen, ne tasavvuf’a ne Mevlana’ya uğramasın. Selam.

  • betül

    boş vakitlerinde namaz kılan aydınlar cümlesi gerçekten çok gülünç, bu kişiler dolu vakitlerinde ne yaparlar? ne tür bir hizmetki artık bir vakit bırakır allahı anmaya yukardaki yorumunuza kesinlikle katılıyorum mekanik ruhsuz bir dünyada yaşar gibiyiz umarım bülbüle sıra gelir

  • Sıradan bir insana dahi söylenmeyecek bir laf :”Boş vaktinde namaz kılar…” müsaade buyurun Betül hanim sanırım dikkatinizden kaçtı, bu söz peygamber yakınları için söyleniyor. O kişiler ki bir peygamberle birlikteler, her vakitleri tamamen dolu ve uhrevi bir alemin insanları onlar… Böyle bir anlatım o insanlara ağır bir hakaret ve afffedilmez bir suçtur.

  • zuhal

    Nezih bey sizin gibi bir sufiyi tanımak beni onurlandırdı grurlandırdı.Öyle bi arayış içerisindeydim ki bu ara-okudugum kitabında etkisiyle-.Kelimelerinizin ahengi,ustübunüz tam bir SUFİ ye yakışır biçimde.biliyorum sizin amacınız ne bir mürit nede insanları bir şeye inandırmak.inşallah bir RUMİ de siz tanırsınız,sizin kıymetinizi bilecek. saygılarımla