İnsan olma Pazarlığı

mevlana_62494.jpg

                    Mevlânâ ”gün ortasında hava karardı, güneşe bir şey mi oldu ?” dedi. Sonra anladı ; güneşte bir şey yok, kendi içi kararmış.
                     Az daha güneşi suçlayacaktı…
                     Kendini zor tuttu…
                     Sonra Tanrısına şükretti.
                     Kendi suçunu başkalarına yamayan insanlardan olmadığı için…
                     O anda Güneşin ışıkları içine vurdu.
                     Karanlıklar dağıldı.
                     Sabah olmuş gibi.
                     İçi serinledi Mevlânâ’nın
                     Duru pınarlarda yıkanmış gibi.

    
                      Çok eskilerde bir Orta Asya şiiri diyor ki:

                                  Bütün canlı varlıklar
                                  Karanlık tutkular yüzünden
                                  Kabuk içinde dünyaya gelmiş gibi
                                 Akılsız ve şuursuz bir haldeydiler

                      Bütün kötülükler işte o “karanlık tutkular” yüzünden çıkıyor.
                      İnsan ruhunu kabuk içine sokan da onlardır.
                       Vazgeçilmez “tutkular”
                       Sanki  onlarla beraber doğmuşuz…
                       Bizi “akılsız ve şuursuz” kılan tutkular.
                             
                        Dahası var…Biz bu karanlık tutkuları şimdilerde “yetenek” sanıyoruz. Hırsla,kibirle kabulleniyor,sahipleniyor ve onlardan “gurur” duyuyoruz. Onları paraya çevirenlerimiz de var.
                        “Karanlık bir tutkuyu” meslek yapanlarımız çoğunlukta…       
                         Ancak bu “karanlık tutkular” zevkli ve üretken görünse de içimizi öylesine acımasızca karartıyor ki, sıkıntılara düştüğümüzün sebebi onlar…
                         Gün ortasında güneşin kararması işte o…
                         Kahrolası bir kabuğun tam göbeğinde yaşayanlar, kendilerini “çağdaş medeniyetin” ilham  perileri yerine koyuyorlar. İğrenç bir savaşın en kızgın yerinde, soytarı varlıklarını, çok eski çağlarda yaşamış cihangir imparatorların kahraman askerleri gibi görüyorlar.
                                      
                         Başlarına gelen herşey kendi kusurlarındandır.
                         Bir başka Orta Asya şiiri bunu daha da açık anlatıyor :

                               Başta kin olmak üzere her türlü fesat
                               Ve pek çok sayısız tutkular
                               Akıl ve şuurlarını şaşırtarak
                               İnsanlara durmadan eziyet çektiriyordu.  
                        
                         Şimdi konu Mevlânâ Hazretlerinin içine doğan güneş gibi aydınlık kazanıyor.  Derdin başı “akıl ve şuur” eksikliğidir. O da “kin ve fesat” yüzündendir.
                          Büyük Yunus “Kini olanın dini yoktur” demiş.
                          Dünyamızı karartmanın ve ruhumuzu cendereye sokmanın bir gereği varsa, buyurun kin ve fesat üretmeye devam edin.
                          Bu bir pazarlıktır.
                          İnsan olma veya olmama pazarlığı…
                          Hak Yaradan cümle yaradılmışlara bu pazarlıktan kazançlı çıkmayı nasip buyursun.

Bu yazı Dervish kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

İnsan olma Pazarlığı için 3 cevap

  1. Karakurt der ki:

    İnsan olmak pazarlık konusu yapılır mı? az insan mı çok insan mı olalım diye bu işte yanlışlık pazarlığa girişmek değil mi? karanlık ve kabuk sizinde buyurduğunuz gibi bir hastalık hemde iradi bir hastalık. yazın Gül bahçesinde ki birinin sarhoş edici içkileri içip kendini kış ortasında canavarlar içinde tahayyül etmesi gibi.(Hürmet ve muhabbetle efendim..)

  2. üsküdar,lı mithat der ki:

    SEVGİLİ DOSTLAR; İNSAN OLMA PAZARLIĞI YAPABİLMEK YÜREK İSTER.ERDEMDİR ,KENDİKENDİNE YAPILIR.AMMA HZ İNSAN KRİTERLERİNİ BİLENLER PİŞMANLIKLARINI ELEYİP,NEFİSLERİNİN İSTEDİĞİ GİBİ DEĞİL HÜDA,NIN İSTEDİĞİ GİBİ YAŞAMAYA DÖNDÜKLERİNDE PAZARLIKTAN KARLI ÇIKMIŞLARDIR,MEVLANAMIZ GİBİ. ALLAH BU PAZARLIĞI YAPABİLMEYİ BAŞTA BEN FAKİRE VE TÜM DOSTLARIMA NASİBETSİN.

  3. Adil Bora der ki:

    onceki yorum tashih ister, soyle olacak:
    ***
    Nefisle pazarlık, dolayısı ile şeytanla yapılıyor… Satılmış adını koyuyor Anadolu’da bir baba çocuğuna… Ruhu Hak yoluna adanmış, o uğurda pazarlık konusu edilmiş ve satılmış. “-Var git yoluna şeytan! Sen onu ele geçiremezsin!” diyor baba adeta…
    ***

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir