Demir donlu Askerler

sovvvv.jpg  {Tarihten İbretli kesitler}

Malya ovasına gelmiş olan Selçuklu ordusunun başkumandanı Emir Necmeddin, yardımcıları Behramşah Candar, Gürcü Zahiruddin Şir idi. Bin kişilik 3000 altına kiralanmış zırhlı Frank şövalyelerinin başında ise Ferdehala (ya da Frederic) bulunuyordu.

Bu şövalyelere yerliler “demir donlu askerler” adını takmıştı. Savaşın en kızgın yerinde Müslüman Selçuk askeri, Müslüman kardeşlerine karşı silah çekmeyi reddetti. Askerin silahlarını kendi kumandanına çevirmesi an meselesiydi.

Bu durumu gören  Başkumandan Emir Necmeddin, o ana kadar yedekte bekleyen   hırıstiyan şövalyeleri, cephenin en önüne sürdü. Hırıstiyanlar Müslümanları acımasızca kırdılar. Sonunda Selçuklu feodal sultanlığı, bütün güçlerini seferber ettiği koskoca ordusuyla savaşı kazandı. Az zaman sonra yıkılan bu  Devlet, son zaferini kendi halkına karşı kazanmıştı.

Konya Selçuk Sultanları ile Anadolu Türkmen halkı arasındaki iç savaşın başlangıcında Baba İlyas çökmüş tefessüh etmiş, tüm insani değerlerini yitirmiş Alaeddin  sarayına karşı Kur’anı kerimi göstererek “Yaşadığınız hayat bu kitabın neresinde yazıyor…? ” diye haykırıyordu.

Savaşı kazanan Frank askerlerinin sağ kalanlarına  1000′er altın ödül verildi. (toplam kolluk kuvvetleri için 12 bin ile 60 bin arasında rakam verilmektedir, Babai halk güçleri için 3 bin ile 6 bin arası rakamlar verilmektedir){Tarihten ibretli kesitler}

Bu yazı Dervish, muhtasar dünya hikayeleri kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
  • Her haksız devlet yıkılacağı zaman son savaşını kendi halkına karşı verir. Tarihte değişmeyen bu kural şu anda Hama ve Humus şehirlerini kendi donanması ile bombardıman eden Suriye devleti için de geçerlidir. Osmanlı devleti de kendi askeri kışlasını topa tutmuştu. Dürüst olmayan rejimler ve tutucuları işin sonunda her çareye baş vurarak ayakta kalmaya çalışırlar, insan nesline karşı en korkunç cinayetler o zaman işlenir. “tutucu” sınıflarla gelişen sınıfların hayatta kalma mücadelesi.

  • İSA AVCI

    Benim anlamadığım aradaki sınırların kalktığı her ortamda dostluk ve kardeşlik türkülerinin söylendiği,karşılıklı günü birlik turlar düzenlenen bir ülkeyle nasıl oldu da(bir anda) kanlı bıçaklı hale geldik.Öyle ki kutsal mekandan dönen hacıların araçlarını dahi taşladılar,bayrağımızı yaktılar.Ne oldu da dost ve kardeş bildiğimiz ülkenin rejimlerine karşı(her ne kadar gaddar,acımasız ve dikdatör olsalarda) düşman kesildik?

  • Demokrasi kültürüne ulaşmamış halklar yönetici sınıflarının esiridir.Onların istekleri doğrultusunda hareket ederler. Yöneticiler her türlü değişken politikaları için halk katmanları arasında kendilerine taraftar bulur, bu taraftarları çeşitli üsüllerle gizlice eğitir ve icabında kullanmak üzere hazır bekletirler. Bu işlerin adı demokrasi ve fikir hürriyetidir. . Zıvanadan çıkmış her idare halkını da zıvanadan çıkarır. Bunda şaşılacak bir şey yok. Bir an gelir yöneticiler yeni bir çıkar peşine düşer ve o bağırıp çağıran halka bu defa da tam tersi istikamette yol vererek işlerine yarar hale getirirler. Kamu oyu ise bu dalgalanmaları yaşamın doğal manzarası zanneder. Yönetici sınıflar tarihte en ağır ihanet tabloları sergilerken halkları onları şiddetle alkışlamıştır. Hitler 1934’te “Anlamıyorum Allah bakterileri ve Yahudileri neden yaratmış” diyordu.Tüm Alman halkı bunu hayranlıkla dinliyordu. Churchil 1942’de İngilterede “Her doğan Alman çocuğu suçludur öldürülmelidir” diyor ve o çağda her ingiliz buna yürekten inanıyordu. Saygılar sunarım.

  • İnanamıyorum, Emir Necmeddin ve Behramşah şebekesi, ahaliyi çoluk çocuk, kız kızan kırdırmak için altınla kiralık yabancı asker tutacağına o altınları halkının refahı için harcasa daha iyi olmazmıydı ? Günümüzde ABD’nin Afganistan’a bir günde attığı bombanın maddi tutarı o ülkenin açlarını bir yıldan fazla doyurmaya yeterlidir. Hayır, böyle olmuyor.. Halkları ile kan davasına girişmiş gözü dönmüş ülke yöneticileri Savaş ve yıkımdan siyasi fayda bekliyorlar. Kan ve ateş üzerinde yaşıyorlar.