Nato düşman arıyor

/* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:”Normal Tablo”; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-parent:””; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin:0cm; mso-para-margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:10.0pt; font-family:”Times New Roman”; mso-ansi-language:#0400; mso-fareast-language:#0400; mso-bidi-language:#0400;}

nato.jpeg

Soğuk savaş döneminde Rusya’nın tehdine karşı kurulmuş olan “Kuzey Atlantik Savunma İttifakı” kısaca Nato, Sovyet Rusya’nın hayırlısıyla çökerek tehdid olmaktan çıkması üzerine işsiz kaldı. Şimdi kendine yapacak arıyor.

 Aslında silahlı bir Batı sözleşmesi olan Nato, insanların asırlardır ayakta kalmak için silaha başvurmalarının en modern şekliydi. Nato’nun silaha ve düşmana ihtiyacı vardı. Sovyetler sahneden silindiğine göre bu düşman nereden  bulunacaktı ? Kosova ve Afganistan savaşları sırasında yapılan denemeler başarısız kalınca şimdi bu teşkilata güçlü bir düşman bulmak gerekiyordu.

Nato’nun bir numaralı devleti Birleşik Amerika’nın önceki başkanı Bush “dünyayı hayır ve şer” ekseni olarak ikiye ayırdığında aranan düşman az çok belli olmuştu. Hayır devletlerinin başında kendi ülkesi, şer devletlerinin başında ise İran geliyordu. İşin bundan sonrası “Şer’in ortadan kalkması “ için bahane bulmaya kalmıştı., Batı’nın silah pazarlarının yeniden kurulması ve silaha dayalı ekonomilerin kalkınması için propaganda makinası durmaksızın çalışacak, Loocked-Martin silah şirketinin değerli kağıtları borsalarda tavan yapacak ve iş silahlı çatışmaya kadar varacaktı.

İçinde bulunduğumuz siyaset dolabı budur. Bu düzen özellikle Türk devlet adamları tarafından dikkatle gizlenmekte, sorulan sorular “süreç devam ediyor” formülüne bağlanmakta ve verilmesi dış odaklara bağlı kararları örtbas etmek için “masaya yatırıldı” değimi tüm gücü ile hükmünü icra etmektedir.

Her gün ağızlardan düşmeyen “Vizyonumuz aynı, süreç devam ediyor” ve “yetkili organlarımız çalışıyorlar” Sözcükleri halkları uyutmak ve zaman kazanmak için kullanılmakta, kapalı kapılar arkasında ve diplomatlar arasında konuşulanlar asla geniş halk kitlelerine duyurulmak istenmemektedir.

Ömrünü tamamlamış bir savunma sistemine savaş bulmaya çalışan yetkili kişiler, bu tavırlarını halktan gizleme ihtiyacı dahi duymazken özellikle bizim ülkenin devlet, hükümet adamları gerçeği gizleme yarışında aşırı başarı göstermektedirler. Onlar her toplantıdan sonra görüşmelerin çok olumlu geçtiğini kapı önünde açıklamakta, ne var kı bu “olumlu” toplantılar çoğu zaman kanlı çatışmalarla sonuçlanmaktadır. 

NATO şu sırada tarihinin en önemli toplantısını yapmakta ve yeni dünya düzeni için yeni bir strateji kurmanın ilk adımını atmaktadır. Bu adım hayali bir düşmana karşı gerçek bir savunma sistemi yaratmaktan ibarettir. Düşman hayalidir ama sistem çeşitli halklara ödetilecek milyarlarca dolara mal olacaktır. Sistemin adı “füze kalkanı“dır.

Bu amaçla yapılan toplantılar sırasında caddelere yayılan protestocu gençler kırmızı boyalarla kendilerini boyamakta, TV çağına uygun yeni şekil pankartlar açmakta, gösteriler düzenlemekte ve bu tehlikeli olayın gerçek yüzünü insanlığa anlatabilmenin çarelerini aramaktadırlar.

Becerebilecekler midir ? Yerleşik bir “mel’anet düzeninin “insanoğlunu ateşe atmaya hazırlandığını  yeteri kadar belirtebilecekler midir ?  Yoksa her zaman olduğu gibi isimleri “teröriste” çıkacak ve asıl “terörist” olan varoluş sebebi ve yaşamı  gereği terörizmi destekleyen gelişkin devletler, istedikleri sisteme yeni kılıflar bularak haksız yaşamlarına devam edecekler midir ?

Dünya değişecek midir Dostlar ! Daha kötüsü olamayacağına göre belki..

Bu yazı Baş Yazı kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
  • Adil Bora

    Merhaba,
    Türkçe’mizde “beterin beteri var” diye bir deyim var. Ne zaman bundan beteri olmaz dersem gelişmeler bu deyişimin ne kadar da iyimser oldugunu yüzüme vurup durmuştur. Bu sebeple Allah beterlerinden saklasın. Ef fazla dah El Kahhar daha fazla kahır vermesin inşaallah. “Gelişkin devletler” obeziteleri nedeni ile yemeye devam edecek, iştahlari hiç kesilmeyecektir. Dolayısı ile onlari içerden ve dişardan tedavi etmenin yolları aranmalı. Halklar toplu halde terapi’ye ugratilmali, tepedeki ihtirasli azgin yöneticiler farkina varmadan halklar bilinçlenerek ilim irfanda onlari geçmelidir. Bunun için organize olmaya Allah için stratejik çalışmalara her zamankinden fazla ihtiyaç vardir. Bir nev’i “eğitim şart” durumu devam etmektedir. Bunu yapanlar vardir elbet, ürkütmemek için yavastan almaktalar belki de, başarılar dileriz ama biraz daha ivmeye ihtiyaç var…

  • Adil Bora

    “Ef fazla dah” cikartilmasi gereken bir atık bölümdür. Ozur dilerim.

  • Sayın Bora,
    “Halkların toplu tedavisi” uygarlıktır. İnsanlar uygarlıkta derece kazandıkça toplumusal rahatsızlıklar azalır. Buna kimsenin müdahalesi olamaz. Cenabı Hakk’kın lutfudur. “Cemaatte rahmet var” denmiştir. “Terapi” dediğiniz şey bir takım geçici tedbirlerdir ki zamana göre sınırlandmıştır. Geleceğe ait ne tedbiriniz olabilir ? Bırakalım “kudreti ilahi” hükmünü icra etsin. Geçmiş devirlere göz atın “ne kadar vahşiydik” ilerde şimdi yaşadığımız süreç için de aynı söz geçerli olacaktır. Selam ve hörmetler.