Ülke yıkmak kolaydır


Gazi Mustafa Kemal Paşa anıtı-Bursa.

Bir okuyucumuzun yorumunu ve benim katkımı  arzediyorum :

Tam 16 sene önce Milli Güvenlik Kurulu bir karar alır ve o kararda eyleme katılmamış pkk’lıların yargılanmadan affedileceği belirtilir,  ama o günün sabahında 33 erimiz korumasız olarak yola çıkarlar ve şehit edilirler. Ve o zamanki AÇILIM açılamadan biter. İşte okumuyoruz ve bilmiyoruz, unutuyoruz. Yazık bize yazık.

"Hem Milli Güvenlik kurulu hem de Anayasa Mahkemesinin kararları tavsiye mahiyetindeyken siyasi karar hükmüne girip, 27 mayıs tepki nayasasının getirdiği kötü bir devlet geleneği ile icra gücüne kavuştu. Gazi hazretlerinin "Milli hakimiyet prensibi" rafa kalktı. Ülke hakimlere ve askerler teslim edildi. Siyaset yapılamaz oldu, kötülendi. Hükümetlerin elleri kolları bağlandı, devletin otoritesi sıfıra indi ve bu günkü durum doğdu. Şimdi ayıklasınlar pirincin taşını…Ben gazete yönetirken muhabirleri toplar “aman anayasa mahkemnesi kapatı” diye  yazmayın "kapatılmasını istedi" deyin, sonra alışırlar hakimleri azdırırsınız derdim, kimse dinlemezdi. Aradan otuz beş yıl geçti. Devletin düzeni bozuldu. Bozulmakta geç bile kaldı. Korkuyorum, bir kıyamet kopacak. Şimdi iş vatandaşın sağduyusuna kalmıştır. Benden söylemesi üst tarafını bu ülkenin değerli, insanları düşünsünler. Tanrı herkese basiret ve vicdan nasip buyursun. Ülke yıkmak yapmaktan kolaydır. Saygılarımla"
Nezihuzel
Sapanca 15 Aralık 2009

 

Bu yazı Altın Sorular kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
  • ismail

    Bugün okuduğum ilginç bir haberde,Danıştayda bulunan 70 üyenin bazıları;Ankara TED koleji mezunu, bazıları,Atatürk lisesi mezunu,Ankara kız lisesinden,Ankara Çankaya lisesinden,Ankara Cumhuriyet Lisesinden,Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi..Yahu ne oluyor.Bu işler ahbap çavuş ilişkisiyle mi oluyor?Türkiye Ankara’dan mı ibaret?.Çok tuhaf, çok.

  • Evet ! devlet-i Cumhuriyye Ankaralı’ların elinde. Zaten bu son dikey düzeni onlar kurmuştu. Rıfat Börekçi’nin döktüğü paralar olmasaydı Gazi hazretleri 1919 aralığında Ankara’da Ziraat mektebinde, geceleri lambaya koyacak gaz bulamazdı. Ceyhun Atıf Kansu’nun anılarını okuyunuz. Anadolu yarımadası dünyada kara ve deniz insanı farkını en ileri oyutlarda yaşayan bir coğrafya parçasıdır. Her şeylerin yeniden tartışılıp baştan düzenleneceği bir zamana girdik. İnşallah büyük sancılar yaşanmaz,çocuk kolay doğar. Yeni zamanlara çabuk uyarız. Hakk Yaradan yardımcımız olsun.

  • Irak vaktiyle Tigrit’lilerin elindeydi., Çin şimdi Şangaylı’ların, Amerika Şikago’luların elinde. Bizimki de Ankaralı’ların… Onların da ardılları Makedonyalı’ydı. Doğu Roma, Batı’dan bin yıl fazla yaşadı ama birbirinden gaddar sülelerle… O örnekte de en dehşetlisi Makedonyalı’lardı. Tarihe “Bulgar kıran Basil” adıyle geçen Bizans hükümdarı Basil,her yıl ordusu ile Bulgaristan’a dalar, memleketi baştan sona talan eder, yüz binlerce insan öldürür, onbeş bin Bulgar’ın bir gözünü kör eder, ikincisini bırakırmış, memleketine dönünce olanları anlatsın diye…

    Osmanlı’nın askeri gücü kana doymayan Sırp ve Hırvat paşalardan geliyordu. Kuyucu Murat paşa önce kesik kelleri çadırının önüne dağ gibi yığdırır, sonra kazdırdığı kuyulara doldurur, başında keyf edermiş. Aşağıda duran bir yeniçeri de yukardan atılan cesetleri yan yana dizip kuyunun çabuk dolmasını önlermiş. Adamın adı tarihe “kuyucu Murat Paşa”diye geçmiş. Devletini kurtardığı için Padişah’tan aldığı ödülle 90 yaşında ölmüş. Şimdi toprağa karışmış kuru bir ceset.

    Dünyada kim daha fazla insan öldürürse onun düzeni yürüyor. Kim kurduğu düzen uğruna ne kadar çok cana kıyarsa o kadar güçlü oluyor. Bu gezegenin kaderi bu… Şimdi terör diye iki islam ülkesini gaz döküp yakan Amerikalı barış ödülü aldı. Kendi bile şaştı.İbni Haldun’un Mukaddimesini okuyunuz.

  • Mustafa ÖNOL

    Sayın İsmail Bey’in bilgilerine:

    Sayın Nezih UZEL Üstadımın hoşgörüsüne sığınarak bir hususu
    açıklığa kavuşturmak arzusundayım:
    Ben 50 yıldır Ankara’da yaşayan, kendini Ankaralı kabul eden bir vatandaş olarak İsmail Beyin yazdıklarını yadırgadığımı ve üzüldüğümü söylemek durumunda hissediyorum.

    O, saydığınız Liseler var ya, ülkemizin en kaliteli eğitim verilen saygın birer eğitim kurumlarıdır. Türkiye’nin her köşesinden maddi durumu iyi olan aileler çocuklarını buralarda öğrenime gönderirler veya çalışkan öğrenciler burs kazanarak okurlar. Öğrencileri çoğunlukla Ankaralı değildir. Zaten Ankara’ya yerleşmiş olan vatandaşların çoğunluğu kendilerini Ankaralı kabul etmezler. Çoğunluğu geldikleri köyleri, kasabaları, şehirleri memleketi kabul eder, söylerler. Ama İstanbul’a göç edenler öyle düşünmezler, sorulduğunda bir gün önce gelmiş olsa bile, ”İstanbulluyum!…” demekten haz duyarlar.
    İşte Ankara; tüm nimetlerinden istifade edilen ama benimsenmeyen böyle bir Başkenttir.

    Siz neyle suçlamaya çalışıyorsunuz bu okulları..?

    İşte size çarpıcı bir örnek daha:
    Bölücübaşı var ya!.. işte o bölücübaşı dahi 1969 yılında Ankara Tapu Kadastro Lisesinden mezun olmuş, Ankara Siyasi Bilgiler Fakültesinde öğrenci iken 1972 yılında…

    Ne diyeceğiz şimdi?
    Ankara’daki bütün okullar tüm Türkiye’nin gençlerine açık olmuş ve olmaya da devam edecektir…

    Şimdi, ”Bu işler ahbap çavuş ilişkisiyle mi oluyor?” cümleniz yakışmadı, açıklanmaya muhtaçtır.

    Saygılarımla.

  • ismail

    Efendim ben cümleme “Bugün okuduğum ilginç bir haberde” diyerek cümleme başlamıştım.Zaten şu andaki malum yargı sürecindede hangi yargı personelinin ne yaptığını rahatlıkla görüyoruz. Vesselam.

  • Adil Bora

    Ruhun şad olsun, hala esmekte aynı rüzgar…

    • mithat tüysüz

      HOŞGELDİN SAYIN BORA.ŞEREF VERDİN.