Terör bakanına terör

 

Le prince Mohamed Ben Nayef, membre de la famille royale saoudienne et responsable de la lutte antiterroriste du royaume, a échappé, jeudi 27 août, à un attentat-suicide à la bombe à Djedda, selon une agence de presse locale. Le prince Nayef, vice-ministre de l’intérieur, ne souffre que de blessures superficielles après qu’un kamikaze qui avait pu l’approcher a fait exploser la charge qu’il portait sur lui.

 L’auteur de l’attentat est mort, mais aucune des autres personnes reçues par le prince Nayef à l’occasion de la fin de la journée de ramadan n’a été atteinte. Le kamikaze, selon un communiqué officiel cité par l’agence, était un terroriste  recherché qui a pu s’approcher du prince en prétextant vouloir se rendre, avant de déclencher son engin explosif.

Il s’agit du premier attentat visant directement un membre de la famille royale saoudienne depuis que des partisans d’Al-Qaida ont déclenché, en 2003, une campagne de violences contre la monarchie. "Cela ne fera qu’accroître notre détermination à éradiquer cela", a déclaré le prince à la télévision. (Courtoisie le Monde)

Türkçe özet: Yerel bir haber ajansının bildirdiğine göre Suudi Arabistan’da kral ailesinden, anti terörle mücadeleden sorumlu prens Muhammede bin Nayef 27 ağustos Perşembe günü Cidde’de bombalı bir intihar saldırısından kurtuldu. İç işleri bakanı yardımcısı olan prens Nayef’in hafif sıyrıklarla atlattığı süikastte, iftar saatinde konukları ile birlikte olan prens’in yanına yaklaşarak üzerindeki bombayı patlatan ve aranan bir terörist olduğu bildirilen intihar saldırganı hayatını kaybetti. Prens Nayef TV’de “bu olay teröre karşı mücadelemizde kararlılığımızı arttıracaktır” dedi. (Teşekkürler le Monde)

Bu yazı Planéte kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
  • selime

    Öncelikle selamlar,

    Belki yukarıdaki konu ile çok alakalı değil ama dikkatimi çekti o kadar çok hac ve umre ziyareti yapılan bir konumu olduğu halde suudi arabistan hakkında, insanların nasıl yaşadığı, yaşam şartları, içindeki cereyanlar vs. hakkında aslında hiç bir fikrimiz yok.Tek bildiğimiz batı, acaba bu durum onların dışarıya kapalı oluşları ile mi yoksa bizim o irtibatsızlığımız ile mi alakalı?

  • Dünyada yaşayan insanların bilgi ve görgü gereksinimleri uluslararası haber tröstleri tarafından düzenlendiği sürece Batı’nın çıkarlarına uygun olmayan hiç bir bilgiye ulaşamayız. kalkıp oralara gitsek peşimize adam takarlar. Erlik kuvvetiyle birşeyler sezebilirsek ne mutlu…sevgiler.

  • Meydancı

    Hocam gösterdiğiniz yoldan düşe kalka ilerlerken, yolumuz yine bir ara deniz aşırı bir memlekete düştü. Sizden edindiğimiz perspektif ile baktık Tripoli’nin otelerden ve turistik meydanından uzak arka sokaklarına. Bir dergah bulduk bir de dervis. Konuk bendir ile usul vurdu, Turk konuğun Turkçe ilahileri ile zikrullah’a daldı öteki. Bir de kudum vardi mahzun bekleyen. Bir kova suda oylesine calkalanmis bir kucuk bardak bir sari caydanlik vardi taze nane yaprakli Libian Tea içtik, diller kelam etmedi sustu, gönülleri dinledi. Saat aktı, sarıldık, dualar ile ayrıldık. Yedi düvelin populer mediatörleri gelse yazamaz, bu muhabbeti. Hak merhamet eylesin o kuru gönüllerine.

  • Nihayet ortaya çıktınız…nerelerdeydiniz ? böyle vefasızlık olur mu ? sizden artık ümmidi kesmiştik, hatta özel bir misyonla donatılıp sonradan görevinizin bittiğini bile düşünmüştük, ne yapalım sanal muhabbetin kuralları bunlar… Evet nerede kalmıştık ? Libya’ya mı gittiniz ? Fakir aynı sahneyi 1984’te Fas’ta yaşamıştım. Kral sarayında adımıza düzenlenen bir davetten kaçıp Kutsi Erguner’le Kasablanka’nın arka sokaklarına dalmıştık. Bir fakir sofrasında bulmuştuk kendimizi. Helal lokmalarla. Şükürler olsun.
    Yaşanmış günlerin feyzi zaman içinde mayalanır. Tebrikler ederim. Sağlık ve afiyetin devamına…