Ölüm kalım savaşı

1952dulles.jpg
John Foster Dalles

Muhalifleri bir köşeye sıkıştırıp yok etme doktrini dünya politik sahnesinde bir zamanların Amerikan Dış İşleri Bakanı John Foster Dalles tarafından icat edilmiştir. Bu zekice politika ilk defa 1950-1053 Kore savaşında denenmiş, kısmen başarılı olmuş, daha sonra Vietnam savaşında tekrarlanmış, başarı kazanamamıştır.

Bir ülkede sana yaramaz adamlar ortaya çıktığında önce bekleyeceksin, bunların  sayıları çoğalacak, niyetleri ve amaçları açıkça belli olacak, o amaç karar ve eyleme dönüşecek, o zaman onları yavaş yavaş bir yerlere toplayacaksın, bu işlemlerin zamanı ve dereceleri var… En sonunda senden yana olanlarla, olmayanların tam ayırımına sıra gelecek ve o zaman karşı tarafın yok edilmesi gerektiğini bu tarafa bildireceksin. Bütün bunları gizlice yapacaksın, gizliliği korumak için de durmaksızın demokrasi, insan hakları ve hukuktan bahsedeceksin, herkes seni dürüst sanacak. Kıyasıya alkışlanacaksın.

Gerekçelerini de aralıksız hazırlayarak senden yana olan tarafa iyice belleteceksin. Karşı tarafın insanlığa tehlike olduğunu anlatacak ve neden yok edilmeleri gerektiğini her gün herkese duyuracaksın… bütün bunları yaparken zamanı iyi kollayacak ve kazanı devamlı kaynatmanın çaresini bulacaksın. Sonunda iş kıvama gelecek, kazan taşacak, o zaman da ipin ucunu kaçırmadan bir hamlede son raundu oynayacaksın. Artık dünya senindir. Önünde hiçbir engel kalmamıştır. Soygun ve mel’anet için tüm kapılar sana ardına kadar açıktır.

Amerika 1950-1953 Kore savaşında dünya kamu oyunu kendi tarafına toplayarak bu programı başarı ile yürütmüştü. Amacı; sistem ve yaşam biçimi olarak seçtiği vahşî kapitalizme karşı çıkarak yeryüzüne doğmuş olan en büyük düşmanı komünizmi, kendi ülkesine sıçramadan önce denizin öbür tarafında durdurmaktı. Bunun için gerdiği kalkanın bir ucu Kuzeydoğu Asya’da, Kore’de, diğer ucu Güney Asya’da, Vietnam’daydı.  Kore’yi önce ikiye ayırdı: Kuzey Kore, Güney Kore… Sonra Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye saldırdığını ileri sürdü ve tüm dünyayı arkasına alarak Kore’nin kuzey’ine yüklendi.

Bu savaştan sonra sıra Vietnam’a geldi. Orada da aynı şeyi yaptı. Vietnam‘ı Kuzey Vietnam ve Güney Vietnam olarak ikiye ayırdı. kendi yandaşlarından oluşan Güney’e asker ve malzeme yolladı ama oraya dünya kamu oyunu toplayamadı, zira iş anlaşılmış, Dulles doktrininin foyası ortaya çıkmıştı.

Kore’ de başarı kazanan “parçala yönet” siyaseti Vietnam’da yürümemişti. Vietnam savaşı uzayıp Amerikan kamu oyu yönetime baş kaldırınca, Amerika  Vietnam’ı elinden kaçırdı. Neden ? Kore’de kimse yoktu, Vietnam’da ise  Ho Şi Minh isimli, namuslu bir adam vardı. Onun komunist olduğunu ve dolayısıyle namussuz olduğunu,  kimseye anlatamamıştı Amerika, zira artık ikna gücü yoktu.

Dünyada Amerika merkezli siyasetin ana hatları hudur. Ancak bu siyaset Dulles tarafından da bulunmuş değildir. Bunu Romalı’lar icat etti, adına “divida impera” dediler. Yani “parçala hükmet…” Romalı’lar vaktiyle dünyaya yayılan en büyük imparatorlukların ilki olan siyasi düzenlerini tek bu ilke üzerinde inşa etmişlerdi. İnsanları bölerek ülke yönettiler. Ancak her canlı gibi onun da sonu geldi. Şimdi mafya İtalya toplumunun içini kurt gibi kemirerek, vaktiyle Roma’nın yaktığı canların intikamını alıyor…

Dulles’in çırakları şimdi İsrail’de faaliyet gösteriyorlar. İsrail topraklarına el koyduğu Filistinli’leri önce ikiye ayırdı. El Fetih ve Hamas adını alan bu iki fraksiyon birbirine kanlı bıçaklı oldu. El Fetih, Batı Şeria’da tüm namussuzluğu ve yılışıklığı ile işgalcı İsrail’den yana çıktı. Hamas Gazze‘de direndi, başına da belayı aldı. İsrail gününü bekledi bombayı bastı. Şimdi işin sonunu getirecek, Hamas’ı ortadan kaldıracak, Gazze çemberini yok edecektir. Bu İsrail’in ölüm kalım savaşıdır. Ben Gurion’un ülkesi son raundu oynuyor.

Yine de doğrusunu Rabbim biliyor. Bizden bu kadar.

42345.jpg
Not: Kore Savaşında canlarını feda eden 
aziz şehitlerimizin hatıraları önünde saygı
ile eğilirim. Onlar bir ideal uğruna öldüler.
                                       Nezih Uzel 

Bu yazı Günün Çilesi kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
  • Yorum yazmaya üşenerek bana telefon eden değerli okuyucularıma bu yazı ile ilgili açıklama getirmek istiyorum. Her olayın en iyiden en kötüye kadar açılan geniş bir yelpazesi vardır. İnsanlığın yakın dönemde gelişen çağdaş düşünce sistemi, bu yelpazenin her köşesinde, bakış açısına göre farklı gerçeklerin bulunduğunu haber veriyor. Dolayısıyle bazı dostlar, Amerika’nın adı geçen tutumunda insanlığa faydalı bir yön bulunduğunu ileri sürüyorlar; olabilir. Tercihlerine saygı gösteririm ama ben “iyilikleri savunmaktan” önce kötülükleri ayıklamaya çalışan bir insanım, kanımca kötülük ortadan kalkarsa iyilik kendiliğinden doğar… Bu da benim tercihimdir. Saygılar.