Olur Olmaz’a sataştı

ikizler.gif                                        

-Sen istediğin kadar “olmaz” de, ben “olur” derim…
-Sen istediğin kadar “olur” de, ben “olmaz” derim.
-Ne olur ne olmaz, sen yine de “olur de…”
-Ne olur ne olmaz sen yine de “olmaz” de…
-Dostum Olur, kafamı karıştırma
-Sen de beni  alıştırma

Olur’la Olmaz yine kapıştılar. Şükürler olsun ki neş’eleri yerindeydi, hava da güzeldi, kış ortasında olmalarına rağmen ortalık günlük güneşlikti. Bu yüzden yaşadıkları gün pek de kötü bir gün sayılmazdı. En azından ümitliydiler. Olur ile en yakın dostu, arkadaşı, sırdaşı, meslekdaşı, kankası, yumurta ikizi Olmaz bu gün kararlıydılar. Söyleyeceklerini söyleyecekler ama çatışmayacaklardı. Neyse… her ne kadar yapılarına ve varlık nedenlerine aykırı olsa da birbirleri ile cedelleşmeyeceklerdi. Çünkü hava güzeldi… Dedim ya güneşliydi. Ve herşey çok iyiydi.

O zaman ne oluyor ? Olur olurluğundan Olmaz da olmazlığından vaz mı geçiyor ? Ne bileyim ben, bir şeyler oluyor işte… Ne olduğunu bir anlasam…  “Olur” derken acaba “olmaz” da onun içinde mi ? veya “olmaz” derken “olur” da onun kimyasında mı ? Neden olmasın ? veya neden olsun ? Her şey birbirinin içinde değil mi ? Mevlânâ hazretleri “Bir buğday tanesinde binlerce harman var…diyor. Yalan mı söylüyor ? Sabırla beklemeli…

Bana kalırsa “olur” un olurluğunda ve “olmaz”ın olmazlığında bir şeyler var. Müşterek bir taraf olmalı. Bir hareket, bir oluş, bir olgu, bir olay… ne dersiniz ? Söz yine Mevlânâ’nın “hareketler bereketlerin anahtarıdır…” diyor. Ortada bir “Hareket” olduğuna göre “bereket” de var demektir. O halde “Olur”u da “Olmaz”ı da canlandırıp  yaşatmalı, yaşatmaklı ki dünyamıza hareket gelsin, bundan bereket çıksın,  bereket’ten mal ve zenginlik olsun; zenginlik paylaşılsın, insanlar neş’elensin, serpilip gelişsinler, adamlığa yaklaşsınlar, birşeylere benzesinler…

-Hayır (!) banzemesinler
-Evet benzesinler, benzemek zorundalar, yoksa bu böyle gitmez
-Gider…
Gitmez.
-Hem gider hem gitmez…
Olmaz, yine başlama…
-Sen de beni haşlama

Olmaz” ın olmazlığından dem vurduk ya… bu kızın neden her şeye olmaz dediğini kimse bilmiyor. Aslında hak vermemek elde değil… Acaba o “olur” dan daha mı akıllı?… Agresif ve psikopat olduğundan hiç şüphe yok… Olur’un olurluğundaki olgunluk bunda yok… Ham, yetişmemiş… hin, şeytan, iki yüzlü, yalaka… Tembel Olur’dan daha atılgan. Girdiği yeri karıştırıyor, fırtınalar estiriyor, bazen de ortalığı kan gölüne çeviriyor… Ey çirkin “Olmaz” sen neden varsın ki bilemiyorum doğrusu… Keşke hiç dünyaya gelmeseydin de her yer “olur” larla dolsaydı.

Yine de varlığın insanlığa nimet, zaman zaman can sıksan da sensiz olmuyor… ne senle oluyor ne sensiz… Var git, tut elini “Olur” un yaşayın beraberce, kardeşçe… Anlaşın, sevişin. 

Bu yazı Olur'la Olmaz Muhabbeti kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
  • dr.abdullah uysal

    mesnevide hazret-i pir,kurda aşık kuzudan bahsediyor…hadi buyrun bakalım ;olur mu olmaz mı?

  • Ayine-i Aşk

    Terazinin iki kefesi olmadan terazi terazi olur mu; denge nasıl sağlanır.
    Olur bir kefe olmaz bir kefe; miheng nerde…
    Miheng terazi olanın kendinde…
    Ne ifratta ne tefritte;
    Ölçü dediğin istikamette.
    İstikamet’de; olura da olmaza da baktığın pencerede.
    Hayatın içinde iç içe aslında herşey; kış baharın bahar kışın içinde.
    Ne ayrı ne gayrı; olurla olmaz…
    Gözün gündüze benzeyen beyazı ile; geceye benzeyen siyahı beraber olmadıkça göz göz olur mu…
    Hayat sahnemizde sergilenen oyunlarımızda iki perde olsun; biri kapansın diğeri açılsın…
    Olura da olmaza da eyvallah olsun…

  • Meydancı

    Bu Olur ile Olmaz’in betimlemelerinde taraflısınız. Olmaz’in menfi yönü sebebi ile onu kötü gibi yorumluyorsunuz. Oysa Olmaz’ın da doğruyu işaret ettiği haller vardır mutlaka. Mesela sarımsaksız cacık olmaz, soğansız piyaz, olmaz. “…Niceleri gittiler mürşid arayı Arayanlar buldu derde devayı, Yüzbin okur isen aktan karayı Bir kâmil mürşide varmayıncolmaz..” Hülasa kanaatimce Olur ile Olmaz ayrılığı normlari ve standartlari belirlemeye yarıyor. Iç dünyamızda da önemli rol oynayan bu ikiz kardeşler, toplumsal yaşamımıza da rehber oluyor. Hamileri ile birlikte sağolsunlar varolsunlar.

  • Biz “olur” la “olmaz”ı bütünü ile soyut kavramlar olarak düşündük. “Olur” un yapısında “olmaz”ı, “olmaz”ın yapısında olur”u gördük. Dikkat ederseniz her iki tip de tip olmaktan çok “kavram” karakteri, taşıyor. Onlar somut beden sahibi değil, somut iki kavramın bedenleşmiş şekli, dolayısı ile onlarla ilgili dişe dokunur bir konu yok. Ele aldıkları konuları son derecede değersiz,öyle olması gerekiyor. Sadece konulara yaklaşımlarında karakterlerinin egemen niteliğini ortaya çıkıyor. Açıkçası özellikle bizim ülkemizde “olur” olur derken neden “olur” dediğini bilmiyor.”Olmaz” da olmaz derken neden “olmaz” dediğini bilmiyor. Bu çalışma müsadenizle yaşadığımız muazzam kavram kargaşasının şairane tablosudur. Ben onları kurdum ortalığa saldım,Bekleyin bakalım neler olacak ben de bekliyorum… Şiir için “el mana fi batnı şair” derler: Şairin söylemek istediği karnındaymış, bu da bir şiir. Olurla olmazın gidişatını inanın ben de merak ediyorum…İnşallah iyi olur, ya “olur” ya “olmaz.