Obama'nın kepçe Kulakları

images.jpg

MONT RUSHMORE, Dakota du Sud (Reuters) – Même au terme d’une course acharnée pour l’investiture, le démocrate Barack Obama n’a pas résisté à l’occasion d’une escapade en marge de ses rassemblements politiques – en se rendant au mémorial national du Mont Rushmore.Ce mémorial est célèbre pour ses sculptures géantes, en granit, des têtes de quatre présidents qui ont marqué l’histoire des Etats-Unis: George Washington, Thomas Jefferson, Theodore Roosevelt et Abraham Lincoln.

cari_obama.gif 
Peu après son arrivée dans le Dakota du Sud, où se déroulera le 3 juin l’une des deux dernières primaires démocrates, Obama, qui venait du Montana, autre Etat à se prononcer mardi, s’est rendu au pied des sculptures de 18 mètres de haut.Prié par la presse de dire s’il pouvait s’imaginer sculpté lui aussi dans le granit, un jour, aux côtés de ces grands hommes, il a ri et incriminé ses oreilles : “Je ne pense pas qu’avec mes oreilles, ça pourrait aller.”Deborah Charles, version française Eric Faye (NUzel,Courtoisie Reuters)
3193449621-les-oreilles-d-obama.jpg
 
Türkçe değerlendirme: Amerikan seçimlerinde Demokratların başkan adayı Obama,  Amerika’ nin dört büyük başkanı’nın granite oyulmuş 18 metre heykellerinin bulunduğu Güney Dakota’daki Mont Rushmore dağını  3 haziranda ziyaret etmiş, gazeteciler: “siz de bir gün bunların arasında görünmeyi hayal edebilirmisiniz ? ” diye sormuşlar. Obama gülmüş,“Kulaklarım büyük, beni buraya sığdıramazlar” demiş

Bu yazı Planéte kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
  • Meydancı

    Kendi ile barışık Barack Obama’nın Rushmore Dağına büyük gelen kulakları, günümüze uyarlanmış Kral Midas’ın hikayesi oldu böylece. Saygılarımla,

  • Çok güzel, sizi tebrik ederim. Midas’ın kulağını gören bir berber vardı,bu her gün milletin önünde kimse farketmiyor. Buna yeni sosyologlar “kalabalıkta saklanma” diyorlar. Belki işlerine geliyor, istedikleri şeyi, halka istedikleri zaman ve istedikleri gibi göstermek için… İşte hepimizi iğneli fıçıya atan günden mühendisliğinin ana atar damarı… “Obama’nın kulakları…” Yani “kral çıplak” olayı gibi. Sayın Meydancı, hiç bir şeyi kaçırmıyorsunuz ama lütfen bana “yarışma” önermeyin. Bozuşuruz.

  • Meydancı

    Eğer şu kültür evinin hayata geçmesine yardımı olacağını bilsem sizi yormadan bendeniz bizzat sırıkla yüksek atlama yarışmasına bile katılırdım. Ya da baklava yeme yarışması olsa belki diğer bazı okurlar da akademik unvanlarını bir yana koyup bize yardım ederdi. Bu projenin hayata geçtiğini hayal ettim, gözümde çok güzel bir yer canlandı, olur Inşallah. Saygılarımla,

  • dr.abdullah

    sn.Obama’nın babası müslüman ,annesi ateist imiş..acaba kendisi hangi din ve mezhebe mensub?(gerçekten bilmediğim için sordum)hamiş:fransızca yazıların tercümesi de lutfedilse?

  • Syn.Doktor,
    Obama’nin biyografisi henüz netleşmedi, herkes aklına geleni söylüyor, biraz beklememiz gerekecek. Adının başında bir zamanlar İbrahim varmış, sonra ne olmuş? anlayamadım.Yakında öğreniriz.Değerli doktor “babası müslüman anası, ateist” derken galiba sürcü lisan oldu. Müslümanlıkla ateizm yan yana geldi, sanki “ateizm” de bir dinmiş gibi…Neyse ! Şimdi ben bu olayda 1750 doğumlu Gambiyalı Mandinga yerlisi Müslüman Kunta Kinte’nin onyedi yaşında köle olup Güney Caroline’da pamuk çifliğine satılması hikayesini hatırladım. Gemilere hayvan gibi doldurulup deniz ötesinde mal gibi satılan o biçare insanların ardılı Obama, 250 yıl sonra Amerika’ya başkan olacak. Aday olması bile yeterli. Tecelliye bakınız siz ? Rabbimin sırr-ı hilkat-i zamanına teslim olmaktan başka çare var mı ? şu yeryüzünde. Neş’e ile, zevkle, şerefle. Zaman herşeyi düzeltiyor. Selam.

  • Syn. Doktor,
    Obama ile ilgili haberin Türkçe özeti şöyle: Amerika’nin dört büyük başkanının granite oyulmuş 18 metre heykellerinin bulunduğu Güney Dakota’daki Mont Rushmore dağını Obama, 3 haziranda ziyaret etmiş, gazeteciler: “siz de bir gün bunların arasında görünmeyi hayal edebilirmisiniz ? ” diye sormuşlar. Obama “Kulaklarım büyük, beni buraya sığdıramazlar” diye espri yapmış. Fazla uzun olmadığına belki kolay anlaşılır diye Haberin Türkçesini yazmadım.

    Sırası gelmişken bir konu daha var: Amerika’da iki yüzyıldan fazla süren köle ticareti sırasında piyasanın önde gelen tüccarları olan Mısırlı’lar, İbrahim Paşa’nın köle ticaretini toptan yasaklamasından önce yine de Afrika’dan Müslüman yerli yakalayıp Amerika’ya satmazlardı. Kunta Kinte’yi ingilizler veya başkaları yakalamış olmalıdır.

  • Meydancı

    Din’in Türkçe karşılıklarından birisinin de en yalın hali ile “yaşam nizamı” olduğu düşünülürse Ateizm’in de insanın yaşamına tezahürü açısından netice itibari ile bir “Batıl Din” oldugunu söyleyebiliriz. Lakin, hak dinler ile karıştırmıyoruz elbet. Hani bazen dini dışlayıp biz dinsiziz diyenler de farkında olmadan başka bir dine mensup oluyorlar, oyle değil mi. *** Demokratik sistemin’in mucitleri de eserlerinin süreç içerisinde katettiği gelişmeyi uzaktan hayretle izliyorlar. Beşiği olarak kabul edilen Amerika’nın da canını acıtıyor kimi zaman. Bu ülkenin yöneticileri bu yüzden sistem ve rejime dokunmadan halkın duygu ve düşüncelerine şekil veriyorlar milliyetçilik ve serbest ekonomi gibi çekim merkezleri ile. Lakin bu “dayatma Amerikan milliyetciliği”, sistem ekonomik ve siyasi gücünü yitirdiğinde kaç yıl sürer o bilinmez. Şüphesiz “Kafirler istemese de Allah Nur’unu tamamlayacaktır” Saygılarımla,

  • Haklısınız !

  • Meydancı

    Yine ve son kez çok utandım. Estafurlah siz haklısınız ve son kez özür dilerim.

  • Bilge Kaya

    Nezih Bey merhaba,
    Ben özellikle “Atatürk’e nasıl vize verdim?” başlıklı röportaj kitabınızda anlattığınız John Godolphin Bennett’in İstanbul’daki ilk dönemiyle ilgileniyorum. Ve bu konuda da size iki sorum olacak gerçekten de çok merak ediyorum; Sahir Uzel’le akrabalığınız var mı ve
    Kara Vâsıf hakkında neler biliyorsunuz?

    Selamlar, sevgiler; muhabbetle.

  • Sayın Bilge Kaya,
    Çanakkale Savaşı gazisi Tabib Binbaşı Muhlis Uzel’in Fatih Sarıgüzel Camii İmamı Filibeli Hoca’nın kızından üç çocuğu olmuş: Sabih,Semih, Nezih, Semih 26 yaşında kollum kanserinde öldü. Sabih de iki yıl önce “irtihal-i dâr-ı bekâ” eyledi. Devri sabavetinde Bursa Lisesinde okumuş,İstanbul Hukuk Fakültesine devam etmiş, bademâ Perşembe pazarında demir tüccarı olmuştu. Benim gibi paraları dağıtınca değil, toplayınca sevinirdi. Fakirin başka akrabası yok. Çevrede Sahir diye birine rastlamadım.

    Kara Vâsıf’ın soyadı sonradan Çınar olmuş, Yeğeni Arûsî şeyhi rahmetli Aziz Çınar’la 1979’dan vefatına kadar 23 yıl beraberdik. Toplantılarda sık sık Kara Vasıf’ın adı geçerdi, pek mert, cengaver, vatansever ve Devlete hizmet etmiş, saklı güçlerdenmiş. Kadıköy’de Feneryolu’nda trenin altında kalmış,vefat etmiş. “Kara Vasıf’ı tren çiğnedi” demişler.Onu yakından tanıyanlar tebessüm etmiş ve ” Kara Vasıf’ı tren çiğnemez, Kara Vasıf treni çiğner…” demişler. Bildiklerimin bir kısmı bu. İlgileniyorsanız daha açık konuşacağım. Saygılar.