Yıkılırken yapılan dünya

kralice-113.bmp                                                

AKP iktidarını değil ama AKP hareketini güçlendirecek bundan iyi bir şey olamazdı. Şimdi Parti kapanacak, bir İktidar yeryüzünde görülmedik biçimde sarsılacak, yüze yakın kişiye siyasi yasaklama gelecek. Anlamıyorum bu nasıl olacak ?

 

Milletvekillerine verilecek siyasi yasaklama cezasını uygulamak için bağımsızlıklarının  kaldırılması ve dolayısıyla seçim beklenecek. AKP Meclis çoğunluğu kendisini siyasi haritandan silecek bir seçim kararını nasıl verecek ? İnanılması güç ama seksen şu kadar yıllık Cumhuriyet, bir yasama arızası ve düzensiz bir siyasal iktidar yüzünden öylesine anlamsız bir çıkmaza girdi ki, sormayın… İki ucu güllü değnek. Şimdi ne olacak ?

Yasama hata ettiyse yargı ne yapsın ?… Elbette eline verilen kanunları uygulayacak. Uygulama denemiyor ki, velev ki bu kanunlar eski ve kadük olsun yine de kanun kanundur, mahkeme karar verirse uygulanır. Bunlar siyasi kanunlar olduğuna göre biz “son karar hükümetindir” diyoruz ama, işte aması var.

Darbe kanunlarının hâlâ geçerli olduğu böylece ortaya çıkıyor, bunları belki de unuttular. İki askerî darbeden sonra alelacele kurulan Yasama organı, ne olduğu anlaşılmadan halk oyuna sunulan bir Anayasa çerçevesinde kendini helâk edecek bir kanun çıkarmış haberi yok, kırk yıl sonra savcı dâvâ açtı şimdi öğrenecekler. İbret almalı… 

Türkiye’de olayların aldığı baş döndürücü hız içinde bence bu dâvâ konusu artık gerilerde kaldı. Şimdi AKP ile taşınan yeni sınıfsal hareketin gelecekteki temsilcisi kim olacak ? Geleceğin önderleri kim? Eski hareket hangi yeni kadroları kuracak ?

Ne tuhaf bir metamorfoz içindeyiz ? Milli görüş’ten çıkıp nerelere geldik… Erbakan, Tayyip ve şimdi acaba kim ve nasıl ? herkes bu akışa gözünü dikip bir şeyler öğrenmeye bakmalı…

Tayyib’in dönemini takip edecek çağın henüz rüşeym:ambrion halinde olduğu gözlerden kaçmıyor. Eski Milli görüş Tayyip’le siyasetin dışına çıkarak yeni bir yaşam biçimine dönüşme eğilimi taşımaya başlamıştı. Bunun devam edeceği anlaşılıyor. Gelecek bir zamanda başörtüsü gündemden çıkacaktır. Hırçın ve çağdışı Cumhuriyet Halk Partisi ve onun uslanmaz lideri çaptan düşecektir, bu Partiye oy veren büyük değerli kitle yeni doğan İslam bazlı sınıfın korkunç olmadığını ve Devleti yıkmaya çalışmadığını anlayacaktır.

Herkes, Devleti kim ? neden ? nasıl ? yıksın ? demeye başlayacaktır. O zaman CHP’ye lüzüm kalmayacaktır. Müslümanlar daha liberal, laikler daha Müslüman olunca bu renksiz ve gereksiz kavga sona erecek, daha akıllı başka kavgalara sıra gelecektir.

Geçen yaz Sapanca kırlarında pikniğe gitmiştik, gittiğimiz yerde bir grup daha gördük. bizim grupta Adapazarlı örtülü hanımlar, karşı grupta ise başları tamamiyle  açık hanımlar vardı. Dikkat ettim bizim grupta birkaç başı açık hanım olmasına karşın, karşı grupta hiç başörtülü hanım yoktu. Demek bizim grup daha toleranslı, karşi grup dayatmacıydı. Geleceğin bir işaretiydi bu…

Gecek dönem mutlaka tolerans ve hoşgörü dönemi olacaktır. Bundan önce tüccarlar faydalanacaktır. Yeni doğan sınıflara mallarını satacaklar, bu sınıfların yeni ihtiyaçlarını yakından izleyeceklerdir. Sağlam dengeler oluşturacak, rekabet piyasasının katı kurallarına gönül bağlayacaklardır. Bundan sonra da artık kimse başörtüsü sorununu hatırlamayacak, “Laiklik” ise sözlüklerde ebedi uykusuna yatacaktır… “Komünistlik” gibi.

Dostlar ! korkmayınız. Her devir bir önceki devrin tersidir, aşağı inen  dibe vurunca yukarı çıkar sonra bu sürer gider, siz bir çağın yıkılırken yeni bir çağın başladığını görmediniz mi ?

Mevlânâ görmüş : “Bak nasıl yıkılır bir dünya, nasıl atar bir başka dünyanın temelini” diyor. Yüce Pirim. Sultanım efendim, Hakk’tan gelen herşeyi bilen, gören, kalbi güneş gibi şahım. Nasıl da tanır ademoğlu’nun gizli sırlarını: “İnsanın boyu bir hamur teknesi kadardır ama ruhu evren’e sığmaz” diyor.

Bu yazı Günün Çilesi kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
  • Meydancı

    Baş kapamanın tarihi gelişimini, Turkler’in Islam olmasından oncesine dayanan ve erkek egemen toplumlarda kadının geri plana itilmesi adetinden mi , yoksa Kutsal Kitap’larda buyurulan ilahi emirlerden mi kaynaklandığını sorguluyorlar. Insanlar’ın manevi ihtiyaclarini kaçırıyorlar gözden. Üniversite olayları ile parlayan türban, inanıyorum ki eğer siyasi malzeme yapılmasaydı tepki görmeseydi bu gün bu kadar yaygın olmayacaktı. Iyi veya kötü demiyorum ama yaygın olmayacaktı. Bayraklaştırıldıkça siyasi bir malzemeye dönüştü. Oysa insanın nefsi ile mücadele etmesi inançlarına göre hareket etmesi hakkıdır ve fakat nefisle mücadele açısından da bir o kadar zor. Toplumsal sınıfçılık, cepheleşme aidiyet duygularını kaşıyınca, türbandan vazgeçecekken ona dört elle sarılan bir kitleye hız verdi. Bu noktada türbancılar türban karşıtlarına borçlu. Bıktık biz bu Türban konusundan. Aslında bizim çocukluğumuzda böyle bir sorun yoktu. Nereden ithal olduğu belli olan bu ve benzeri sorunsallar ile boş yere gecti en güzel yıllarımız. Allah bizden sonra gelecek genç kuşaklara huzur içinde bir yaşam nasip etsin inşallah. Selamlar,

  • Baş kapama sadece Cumhuriyette değil Osmanlı’da da sorundu. Tanzinat’tan sonra gelen yeni yaşam biçiminde hanımların başörtüleri ne çok değişikliğe uğramış, eski resimlerden izleyebilisiniz. Ahmet Cevdet Paşa merhum “Osmanlılara batı yaşamını Mısırlılar aşıladı. “diyor. Pierre Loti de 0na uyuyor. İlginç bir konudur. Enternasyonal boyutu da var: Afrikanın ucundaki Fransız toprağı Morris Adası yüzyıllardan beri Müslüman. Bir zamanın Fransız iç işleri bakanı Alain Pasqua Morris’li hanımların baş örtüsünü açmak istediğinde “Biz asırlardır bunu takıyoruz ve asırlardır Fransız bayrağı altında yaşıyoruz, bir şikayetimiz de yok” dediler. Pasqua pes etti. Bir yaşam biçimidir. Referansı islama dayanıyor, ne takmayanın günahı, ne takanın sevabı bizi ilgilendirmiyor, gerisi bahsi diğer…Saygılar.

  • Meydancı

    Hristiyan toplumlarda da kara çarşaf ve baş bağlama adetleri olduğunu görüyoruz. Buyurduğunuz gibi dileyen bağlar dileyen bağlamaz. Biz başı açıkların başı kapalıları aşağılamalarından ve onlara karşı hakaretemiz tutumlarından yılmışken, şimdilerde keser döndü sap döndü ve siyasi iktidarın kendi görüş gruplarından olduğunu düşünerek şimdilerde, başı kapalıların, başı açıklardan bir nev’i sahibine iade tavırlarından bunaldık. Biz bu konunun bundan 15-20 yıl evvel gündemden düşmesini dilerdik. Biz kim miyiz. Böyle bir sorunsal ile geçmişinde yüzleşmemiş Istanbul sakinleriyiz. Islam referanslıdır kabul, eyvallah. Fakat bununla beraber başka türlü bir giyim tarzı ile yaşaması hiç mümkün olamamış dolayısı ile sırf mecburiyetten başını bağlayan bir zümre de mevcut. Netice itibari ile kim niye bağlıyorsa bağlasın, Allah kalplerdekini bilendir. Biz artık bu konunun derhal gündemden düşmesini istiyoruz. Ben yabancılar ile sohbet etmekten sıkılır oldum. Durmadan bana bunları sormalarından bıktım usandım. Bizim de onlara soracak çokca şeyimiz var elbet ama artık bırakalım bunları şu üç günlük ömürde biraz da başkaca konular konuşsaydık olmaz mıydı. Olamadı maalesef… Yanarım yanarım buna yanarım. Saygılarımla,

  • Bülent Ersoy’n mahkemesi ile ilgili tartışmalarda “her Türk asker doğar diyeceklerine, her Türk filozof doğar deseler daha iyi değil miydi ?” dedi birisi… İşte bu güzel, hem çok güzel… bekleyiniz çok az bir zaman sonra herşey düzelecek. “Bu bir demdir gelir geçer…” sayın Meydancı. Son yüzyıllarda çok savaş etmişiz, elbette askerlik gerekiyordu ama şimdi bilim ve teknoloji savaşı var, elbette bu yüce Ulus ona da en kısa zamanda uyacaktır. Beni yine saflıkla suçlamaya kalkmayın sakın, neyse! demokratik hakkınız var, o da güzel…

  • Meydancı

    Tövbe ve haşa, Hocam vallahi utanmayı azar işitmeyi göze alıp ne zorluklarla yazıyorum bir bilseniz. Buna rağmen bunu niye yapıyorum onu ben de bilmiyorum. Yüksek değerleri yaşayan yaşatan dostlar arasında fikir alışverişi yapmak ve paylaşmak ihtiyacından olsa gerek. Ama niyetimde and olsun ki kimseyi suclamak hele ki Zat’ı Âlinizi saflık’la suçlamak yoktur asla olamaz. Kederlenip müteverrim gitmem an meselesi. Saf’lık sizde ancak temizlik netlik duruluk manasında tecelli eder ki bunun taktiri, eleştirisi bile bize beden beden büyük gelir. Cüretimi siz ve dostlar affetsinler lütfen. Lakin türban sorunsalında her iki tarafın da samimi olmadığını, Şeytan’ın kaos’un sembolü ve aracı olarak türbanı enstrüman edindiğini düşündüğümden bunu paylaşmak istedim sizinle. Demokrasi anlayışınıza şapka cıkartıyorum teşekkürler. Sevgi ve Selamlarımla,

  • Ahmet ATASOY

    Allahın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun efendim.
    Gelecek için hissettiğim endişeleri giderdiniz . Kaleminize ve gönlünüze sağlık… Açıklamalarınıza canu gönülden katılıyor, o günlerin bir an önce gelmesi için rabbime dua ediyorum .selam ve dua ile allaha emanet olunuz efendim…