Bâkıyerâ Bekâ bâd

 

Nezih Uzel’den not: Tüm çabalara ve olağanüstü gayretlere rağmen altı yıldan beri devam eden bu site, ne yazık ki gereken ilgiyi görmemiştir. Yine de beni arayan ve yazılarımla ilgilenmek lutfunu gösteren siz değerli okuyucularıma saygılar sunar ve özürler dileyerek artık “site”ye devam edemeyeceğimi bildiririm. Her şeyin bir öncesi,  bir de sonu vardır. Bu site’nin başlangıçta değerli yapımcısı Caner Ergun ve devamında Murat Çorlu’ya da teşekkürlerimi sunarken “site”nin acilen kapatılması isteğimi  yinelerim. Cümlenin sağlığına dua eder ve yeryüzünde  herkese  başarılar dilerim. “Reftim bâkiyerâ bekâ bâd” [Biz geçtik, kalanlar sağ olsun] Hoşçakalınız.

Bu yazı Baş Yazı kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
  • Sen de başını alıp da gitme ne olur
    Neyin eksik olur
    Bir can huzur bulsa bir cümlen ile
    Belki hayra vesile olur diye
    Gitme kal ne olur..
    Huu

  • Hiç kimse kalmadı buralarda “göçtü kervan kaldık dağlar başında…” Müsaade ederseniz ben de gideceğim. Bekliyorlar… Gelirseniz buluşuruz.

  • Gokhan Okten

    Yıllar sonra tam da dün henüz sitenizin mevcudiyetini farkederek, bir yandan gecikmişliğimizden hicap duyarken öte yandan susuzluğumuza derman bulduk diyerek sevinecekken tam da; veda yazınız ile yüreğimiz burkuldu. Gitme Nezih Abi yalnız koyma bizi, bilirim sen de yalnızlıkla kalabalıklar arasinda pay edersin sevgini bir yalnızlığına bin bizlere verirsin kendinden. Gitmesen olmaz mi, iyi gelir bizlere sanal da olsa varlığını bilmek, kelamını okumak.. Gitme…

  • çetin bayram yıldız

    değerli nezih hocam;
    yozlaşan dünyada, değerlerini bir bir unutan toplum içinde sizinle sevdik tasavvufu, sizinle öğrendik taksimleri, pencügah peşrevini, pencügah ayinlerini, son yürükü sevmeyi.
    Sizin o güzel yazılarınıza, engin bilgi birikimlerinize, konser haberlerinize burası sayesinde haberdar oluyorduk. şimdi bir anda bizleri yetim bırakmayın, bizler nezih hocamıza çok alıştık,onu çok sevdik, eminim oda bize alışmıştı. LÜTFEN sevenlerinizi bırakmayın,
    NE OLUR…GİTMEYİN 🙁

  • çetin bayram yıldız

    tüm sevenlerini nezih hocayı gitmemeye iknaya çağırıyorum
    İMZA kampanyası gibi herkes gitmemesi için bir kaç satır eklesin sadece GİTME demek bile yeterli

  • Saygıdeğer Hocam,

    Veda yazınızı, ilk eklediğiniz dakikalarda farketmiş ve siteyi kapatma talebinizi görmüş olmama rağmen, açıkçası bu talebinizi yerine getirmeye elim varmıyor. Sanal da olsa, uzakta da olsak, az da olsak, yazılarınızdan feyizlenmek, çalışmalarınızdan haberdar olmak bize huzur veriyor. Bu siteyle uğraşmanın sizi çok yorduğunu biliyorum, ancak yine de sitenin yerinde durmasını ve belki bu kadar yorulmamanız için daha seyrek de olsa yazılarınızı okuyabilmeyi temenni ediyorum.

    Saygılarımla…

  • Başar

    Ehl-i irfan , mahz-ı burhansın efendim gitme dur
    Sende tedris-i mahabbet işte hakikat budur

    Kalsanız efendiciğim daha vakit erken değilmi ?.Bendelerinizi garibane bırakmasanız.Mahzun kalmasak.Baki selam baki ihtiramat.

  • Gokhan Okten

    Hayırlısı, ne ise o olsun dileriz elbet Cenab-ı Yaratan’dan, lakin gönlümüz gitme diye çağırır, kal bizimle bu cevresi dar mahiyeti derin kuyuda. Adeta Efendi’nin teşbih’inde tavşan’ın su kuyusuna düşürdüğü Aslan misali mutlak bir fayda var bu tenhalıklarda…

  • AHMET ISPARTA

    Meselenin özünde iki nokta hissediyorum:

    İlki, (bizlerde) aşk olmadığı için meşk bitti…

    İkincisi, (eski dostlarınızdan ayrı olmanız dolayısıyla) meşk kalmadığı için aşk olmuyor…

    İkincisine yapabileceğimiz bir şey yok..

    İlki için duamız: Aşk olsun…

  • s-yağmur..

    cefa=vefa….
    vefa=dua….

    gitmek ve kalmak…insan;giderken de kalır,kalırken de gider…seçim sizin..her iki eylemde de kaçınılmaz olan şey,
    ahde vefa…ahde dua..kalbi aşk için,varlığı paylaşmak kadar yokluğu da paylaşmak bakidir..saygı bizden ,tercih sizden…

    dua ile,dua diye…

  • dogan celik

    sayın nezih hocam.sizi ara sıra takip ediyorum.şunu söylemek gerğini duydum.İbni arabinin dediği gibi varlıklar onun ismini canlandırır ve yiter giderler.Anlaşılan siz de işi tadında bırakmak istediniz.Acep biz de zamanı gelince kalanlar sağolsun diyebilecekmiyiz. slm ile hu…

  • Arapoğlu Ailesi

    hpim2126.JPG

    YAZILARINIZI OKUYACAK NESİLLER YETİŞİYOR HOCAM,NEREYE GİDİYORSUNUZ…

  • dr.abdullah

    vaki olanda hayır vardır…internet sitesinde yazmak,suya yazı yazmak gibi geliyor bana.bu kabil hizmetlerin pek kalıcı olamaması bir yana,”nezih uzel”gibi bir “şahika-i irfan”dan beklenen dev eserlere ayakbağı olması bile sözkonusu…bu vesile ile belki de üstadımız himmetini tek noktaya teksif eder de hacimli kitaplarla okurlarını dilşad eder!

  • onur sonuvar

    hocam gitmeseniz üzüldüm bukadar sıradanlık içinde,sırdan sırlı sevdiklerinizle bizi tanıştırmaya devam etseniz
    sayglarımla

  • Simanur

    Hasan Seza-i Gülşeni Hazretlerinin beytidir:
    Şah-ı istiğna-sipahuz kayd-ı ünvan bilmezüz
    Sureta fakr ileyüz biz ma’nide şahaneyüz
    Nezih hocam; zatınız beyitte ki ince manaları anlamıştır.
    Vaki olan şu sitede ki ilgisizlik ve alakasızlık hali gibi; bu dünyanın bütün ilgi ve alakaları gelip geçicidir.
    Burası bir katre idi; umarım uçsuz bucaksız denizlerde hakikatleri ifadeye şahika-i kemal haliniz müsade buyurur.
    Baki’ye namzet herşey beka bulur.
    Baki dualar ile…

  • Sule

    Hocam nereye gidiyorsunuz Allah askina… Siz bizim irfan ve ilim kaynagimizsiniz. Her zaman bizimlesiniz zaten gidemezsiniz ki…

  • çetin bayram yıldız

    NEZİH Hocam,
    sevenlerinizden ve İNŞALLAH 7 nisanda CRR’de olacaklardan biri olarak lütfen geri dönün, herkes sizi çok özledi, özledim, özledik

  • tezcan

    hocam
    işini tam yapan
    sonuna erdiren bir sizin nesil vardı
    onlardan da bir siz kalmıştınız
    siz de gidin tam olsun…………

  • Sule

    Hocam,

    Sizi cok seviyoruz. Su yorumlarda kim ne diyorsa hakli. Bu ulke anlasilmazlarin ulkesi ve sizin gibi idrak sahibi, o ozlem duydugumuz eski kulturumuzun pariltisi insanlara ihtiyacimiz var. Lutfen, su gurbet ellerden siteyi okumaya calisiyorum. Siz yazin biz okuruz. Okumayanlar kendileri dusunsun. Hem okusalar ne degisecek onu da bilmiyorum. Baksaniza su ulkede tartisilanlara, Ortacag’da yasiyormus gibiyiz. Neredeyse cadi avi niyetine basortulu avina cikacaklar. Sizin sesiniz buradan kuvvetli hocam. Buradan… Zaten gelemiyorum oraya cok uzgunum gelsem eliniz opecegim.

    Sevgi ve selamlarimla

    Sule

  • Oldu mu hocam? Cümle hayatta yalnız bir Can’a yardım edilmiş ise o hayat boşa harcanmış mı sayılır? Bu ademoğlu da bi yeşerince bi de yaşlanınca pek bi ilgiye düşkün oluyorlar ya huuuuuuuuuu

  • Selin

    Şalom,
    Sn. Nezih Uzel ben sizin varlığınızdan, Tanrı’nın lütfu o çok güzel sesiniz ve yorumunuzla haberdar oldum -sitenizdende dün gece bir can balam vesilesi ile haberdar oldum.
    “Mertlik yasası denemesi” ne de burdan bir ek yapayım müsadenizle: Siteyi kapatma gerekçeniz bu yasaya aykırı düşer 🙂 Elbet bir siteyi 6 yıl ayakta tutmak kolay olmamıştır zaten mertlikte kolay iş değildir.
    İlginin azlığı çokluğundan ziyade ilginin samimiyeti de önemlidir gibi bence.
    Siteyi kapatmak içinize daha çok sinecekse, yükünüzü hafifletecekse kime ne laf düşebilir…
    Sağlıcakla & selametle

  • Enis Diker

    Sayın hocam okuyarak birşeyler öğrenebileceğimiz çok az insan var, sizde bırakırsanız ortalık kimlere kalacak.

    Selametle

  • Derya

    Merhaba,
    Sevgili Nezih Uzel..
    Sevgili Selin Hanım’ın dediği gibi gezerken yağmurda rüzgarda
    ilahimi değil mi sohbetinde bunun Aşk Marşı olduğunu bana belirtti..:))
    sizi pek keyf halinde dinler …umutlar tomurcuklanırdı…
    Az önce Selin Hanım sizin sitenizin olduğunu yazdığında :)keyfme keyf kattınız …ama ama tıklamam birlikte veda yazınızı okuyunca:(((
    boğazımın düğüm düğüm olduğunu…
    Lütfen Sevgili Uzel Bey…
    size kavuşmuş olduğum anda öksüzmü kaldım ne:((((((
    Sevgiyle..

  • Değerli Derya
    listede birkaç Derya var, acaba sen hangisisin ? Selin hanım o parçayı Fransa’da yayınlanan CD’den mi dinledı? Ben orada bir satırı unutmuştum; “Bağrımı kaplayan karanlıklarda ben bir şimşek gibi çakar giderim” demeyi becerememişim. Gelecek bir konserde söylerim. Bir ilahiye veya benzeri bir esere girdiğimde onu hep ilk dinlediğim anları yaşamayı Tanrı bana nasip buyurdu. Bu da öyle, “Gezerken yağmurda rüzgada karda”yı Münir Nureddin Selçuk Şan sineması konserinde ilk defa okuduğunda, ben Konservatuvar İcra Hey’etinde kudüm vuruyordum, belki Münir bey de o sırada o satırı unutmuş olabilir, bazen yapardı, herhalde belleğime öylece girmiş olacak. Sevgiler ve gelecek güzel günlere… Sayfa için biraz bekleyelim, belki yeni bir kapı açılacak.

  • Derya ve Selin’e
    Münir Nureddin Selçuk’a ait “Gezerken Yağmurda ve karda” başlıklı nihavent şarkı, ben eseri Paris’te “Maison de Culture du Monde” un dizisinde “İlâhiler ve Nefesler” başlığı altında okuduğum günden beri tartışılıyor… Şarkı mı ? ilâhi mi ? Bence bu ilâhi olabilir. İlâhiler insan ruhunun en içten titreşimleridir. Yaradana yalvarış, yakarış,insanoğlu’nun nâdân kesimine sitemdir. Nitekim Kutsi Erguner’le Fransız Radyosu’nun büyük Oditoryom’unda 1978 eylülünde yaptığımız tarihî konserde, Sabahaddin Âlî’nin “Başın öne eğilmesin, aldırma gönül aldırma” güfteli parçasını okumuştum. 2006 Cenevre ve Louvre Konserlerinde Veysel’in “Uzun ince bir yoldayım” ını da okudum, fena olmadı. Bunlar belki ilâhi değil ama ilâhi kadar güçlü ve etkileyici.İnsanın içini parçalıyor. Selam ve sevgiler.

  • çetin bayram yıldız

    nezih hocam;
    20 gün sonra sizi tekrar burda görmek büyük mutluluk, İNŞALLAH artık yazılarınıza devam eder bizleri bırakmazsınız

  • şimdilik sorulara cevap veriyorum.Ancak site için bir düşüncem yok. İlginize teşekküler. Slm. ve Svg.

  • AHMET ISPARTA

    Efendim,

    Yalnızca sorulara cevap vereceğinizi söylemişsiniz. Tam da bir müşkül içinde çırpınırken…

    Müşkülüm şudur ki:

    Elimde Türk Dil Kurumu’nun 2006 yılında neşrettiği bir gramer var: Üss-i Lisân-ı Türkî.. 1895 yılında tab edilmiş..

    Sahib-i eser (Kitaptan aynen alıyorum): Üsküdar’da Kâin Özbekler Dergâhı Post-nişîni Reşâdetle Şeyh Edhem Efendi-zâde Mehmed Sâdık…

    Esere Ahmed Midhat Efendi de bir takriz yazmış. Orada şunları diyor:

    “… bundan on beş yirmi sene mukaddem yine Özbekler Şeyhi Süleyman Efendi, Çağatay lisanı için bir kamus yapmış idi. Vakıa o kamustan azca istifade olundu. Sebebi ise evvelce dahi dediğimiz vechile bir lisanın ismâ’dan ibaret olmayıp asıl varlığı kavâidden ibaret bulunduğu halde Çağatay lisanının kavâidini mübeylen elde bir kitap bulunmaması kaziyyesidir. Hemden sümme şükran bu noksanımız dahi Üsküdar’da kâin Özbekler Dergâh-ı şerîfi post-nişîni reşâdetli şeyh Edhem Efendi hazretlerinin mahdumu el-hâc Mehmed Sadık Efendi’nin himem-i aliyye-i maârif-perverîleriyle ikmâl edilmiştir. Dergâh-ı şerîf-i mezkûr Asyâ-yı Vustâ dervîşân ve fukarâsının mürâcaatgâhı olup bunlar kâmilen Çağatay lisanı ile mütekellim bulundukları gibi hasebü’l-meslek aralarında erbâb-ı maârif dahi nadir olmadığından müellif-i mûma-ileyh zevât-ı mûma-ileyhim ile üns ve ülfet tarîkinden lisanlarına vukûf-ı kâmil maksadına kadar varmış ve bu kitâbı- fevâid-nisâbı telife muvaffak olmuştur.”

    İmdi: Bu “Mehmed Sâdık” efendi hazretleri hakkında bilgi alabilir miyiz? Bilhassa ölüm tarihini lutfeder misiniz? İnternette ulaştığım bilgiler tutarsız. Ayrıca kitabın yayım tarihinden (1895) önce öldüğü gibi bir sonuç da çıkıyor. (1846 diyenler var.)

    İlginiz için şimdiden müteşekkirim…

  • Efendim,
    O kitabın varlığını uzun zaman duymuştuk. Bir gün Yahya Kemal’in manevî evladı Asım dede, elinde kitap, Üsküdar’daki eve çıktı geldi. Sahaflarda bulmuş. Böylece eserle teşerrüf mümkün oldu. Neye yarar ki bu fevkâlâde değerli kitap, her ne sebeptense bir süre sonra ortadan kayboldu, bir daha da fakirin eline geçmedi. Şimdi sizde bulunduğunu memnuniyetle öğrendim. Aman dikkatle muhafaza buyurunuz. Sadık Efendi ile ilgili bilgiler internette bulunmuyor. Günümüzde dergaha sahip çıkan ailenin içinde de “fıkdan-ı ilgi” yüzünden fazla bilgi yok. Müsaade buyrulursa ben birkaç gün sonra size daha etraflı cevap verebilirim. Selamaleyküm.

  • AHMET ISPARTA

    Muhterem efendim,

    Bir tashih ve bir bilgi ilavesi yapmak isterim:

    Eserin matbu nüshası bende mevcut değildir. Türk Dil Kurumu, eseri ilmî esaslarla yeniden ve fakat Latin alfabesiyle neşretmiştir. Yazık ki sadece 500 adet basmışlar. Arzu edersiniz Simurg delaletiyle bir nüsha getirtebileceğiniz kanaatindeyim.

    Bu eser ayrıca 1902 yılında Martin Hartmann nâm bir Alman Türkoloğu marifetiyle Almancaya dahi terceme edilmiş.(Caghataisches: Die Grammatik Ussi Lisani Turki des Mehmed Sadiq: Heidelberg 1902)

    Bu (Almanca) yayımın da bir fotokopi nüshasına Cağaloğlu’ndaki Kubbealtı fotokopiden (bir ihtimal) ulaşılabilir sanıyorum.

    Himmetinizi muntazırım…

  • AHMET ISPARTA

    Efendim,

    “(…)Şarkı mı ? ilâhi mi ? Bence bu ilâhi olabilir. İlâhiler insan ruhunun en içten titreşimleridir. Yaradana yalvarış, yakarış,insanoğlu’nun nâdân kesimine sitemdir.” cümlenizden hareketle duyduğum bir rivayeti tashih için bilginize müracaat etmek istedim.
    Amir Ateş hocanın bestesi olan meşhur şarkı herkesin malumudur:

    Bir kızıl goncaya benzer dudağın
    Açılan tek gülüsün sen bu bağın
    Kurulur kalplere sevda otağın
    Kim bilir hangi gönüldür durağın

    Her gören göğsüme taksam seni der
    Kimi ateş gibi yaktın beni der
    Kimi billur bakışından söz eder
    Kimbilir hangi gönüldür durağın

    Bir arkadaşım Amir hocadan nakille, bu şarkının sözlerinin Mevlevi bir bayan olan Melek Hiç’e ait olduğunu ve na’t- Resûl olarak kaleme alındığını söylemişti.

    Zaten sözlerde bir başka râyihâ olduğu hemen hissediliyor. (Ayrıca tabirimi mazur görünüz) bir bayanın yazdığı ziyadesiyle belli olan, feminen bir na’t…

    Siz, bahsi geçen hanımı işittiniz mi? Aile ahfadı hakkında bilginiz var mı? Melek Hanım’ın terekesinde buna benzer başka şiirleri havi bir defter vs. var mıdır? Zira bizim üniversitede, onun şiirleriyle ilgilenmeyi arzu eden hocalarımız bulunmakta…

  • Derya

    Merhaba Sevgili Nezih Uzel Bey:)))
    Sizinle daha öndeceden tanışmadığımız için listenizde olmam mümkün değil.İzmir’de yaşamaktayım:)))
    Buradan da Semazen Net’in varlığını haberdar eden Selin Hanıma da teşekkür ederim..
    …Semazen radyoda sizi dinlemek…cana can katıyor
    Saygılarımla…

  • Başar

    Sadık Efendi ile alakalı malumata muntazırız efendim.Mahz-ı irfan Efendi Hz. fukarasını tenvir edeceklerdir.2007 yazında tekkeyi zair oldum.Buharalı sülalesinden pek çok şeyh efendi ve efrad-ı ailesi medfunlar.İki Sadık Efendi var.Eski olan şahide 1262’de (1846) yürüyen Mehmed Sadık Efendi’ye ait.İki yanında damadı,kerimesi ve torunları medfunlar.Şahidelerden digerinin kitabesi farisi hakkedilmiş.Son satırda Mehmed Sadık Efendi 1333 yazıyor.(1915/16.)Merhum Mehmed Nermi Haskan’ın “Yüzyıllar Boyunca Üsküdar”ında aynı tarihte(1333) yürüyen zatın ismi Mehmed Salih Efendi.Tevellüdü 1251(1835),Edhem Efendi’nin biraderi.Lakin aynı tarihli şahidede isim “Mehmed Sadık ” Efendi.Hazret, 1846’da yürüyen Mehmed Sadık Efendi hz.nin mahdum-ı alileri mi?.Kaynaklarda Edhem Efendizade Sadık Efendi diye geçen şahsın tarih-i vefatı meçhul.Hatta hiç bir malumat yok.Ata Efendi ile Necmeddin Efendi’nin pederi olarak biliniyor.Şimdi, haziredeki 1333’te yürüyen Sadık Efendi kimdir ? Edhem Efendi’nin biraderimi yoksa mahdumlarımı.Baki selam baki ihtiramat.

  • Teşekkürler,
    Ahmet Isparta’nın dikkatine

  • Ahmet Isparta’ya ikinci not:
    Melek İç hanımefendi hakkında bilgim yok, isterseniz Amir Ateş’e sorarım, yahut siz sorarmısınız ? Maasselam.

  • AHMET ISPARTA

    Muhterem Efendim,

    Amir Bey ile irtibatım bulunmamakta. Telefon vs. bilgilerine de sahip değilim. Lutfedip delalet ederseniz minnettârınız oluruz.

    Sâniyen: Özbekler Tekkesi ve sâkinleri hakkında muhtelif ansiklopedi maddeleri haricinde kitap çapında yazılı eser bulunmakta mıdır?

    Sâlisen: İnternette, İstanbul’un kaybolan tarihi ile ilgili bir yazıdan şu bilgiyi edindim: “Menderes döneminde Karagümrük civarında Edirnekapı Külliyesi`nin bir parçası, yol genişletme çalışması sırasında yıkıldı.” Bu külliye hakkında herhangi bir bilgiye, fotoğrafa vs. sahip misiniz?

    Râbien: “Atatürk’e Nasıl Vize Verdim” adlı kitabınızın çıktığını öğrendim. En kısa zamanda edinmeye çalışacağım. Hayırlara vesile olur inşaallah..

    Başar Bey,

    Verdiğiniz kıymetli mâlûmât için müteşekkirim. Anlaşılan konu sisler içinde kalmaya bir müddet daha devam edecek..

    Selin Hanım,

    Hocamızı dinlemek arzusunda iseniz, Youtube’da çeşitli konser kayıtları mevcuttur. Oradan dinleyebilirsiniz diye düşünüyorum.

  • Sayın Isparta,
    -Özbekler Tekkesi hakkında münferit hatıralardan başka etraflıca bir monografi yoktur.
    -1969 yılında Devlet kitapları arasında yayınlanan “Türk sanatı tarihi araştırma ve inceleme” başlıklı eserde Behçet Ünsal imzası ile çıkan “İstanbul’un imarı ve eski eser kaybı” konusundaki etraflı makalede, Edirnekapı Külliyesine dair bilgi bulunabilir. Ancak bu makale “Topkapı-Aksaray” arasını konu ediniyor. Aynı yazarın başka bir eserini araştırmalı.
    -Bennett’in hikayesi otuz yıldan sonra nihayet yayınlandı. Ayrıca TRT ikinci kanalda benimle röportaj yaptılar, yayın tarihini bilmiyorum. İnşallah sansüre takılır da şöhret afetinden kurtuluruz.
    -Youtube de konser kayıtları var, bunlar son derecede kalitesiz, dinlenecek gibi değil, siz dostlara benim yıllar önce yayınlanan CD’lerimi tavsiye ediniz, bunları İstanbul’da Tunel’de Yüksek Kaldırım’ın başında, soldaki plakçı Hakan satıyor. Bâki selam.

  • AHMET ISPARTA

    Hocam,

    Programın adını bildirirseniz, yayın akışından takip imkânı bulabiliriz.

  • Günün içinden

  • Gokhan Okten

    Verdiginiz adreste CD lerinize ulaştık. Kah çeşitli zaman ve mekanlarda kayit altına alınmiş ilahiler, nefesler, kah türlü makamda icra edilmiş Mevlevi Ayinleri ile ruhumuz gıdasına kavuştu çok şükür. En eskisinden en yenisine nerede ise yarım asırlik bir zamanı aşmış Turk tasavvuf musikisine muhabbetinize tanıklık ettik. Geride biraktiginiz zengin kolleksiyon icin tesekkur ederiz, ömrünüze bereket, gönlünüze sağlık.

  • Gokhan Okten

    Ve dahi bu kayıtların devamını diliyoruz, inşallah, Cenab-ı Yaradan kuvvet verdikçe..

  • mithat

    sevgili nezih abi gideceğin yere bizide götür yaşama gayemiz allah dostlarının gönlüne girmektir onlar gönüllerine aldıklarını burada bırakmazlar edep çırağın mithat