İstanbul’da şenlik var

yaris.jpg

 Hoca ile Hakikat hanım Yaris’e binip (Hakikat hanımın yeni aldığı araba) İstanbul’a gittiler. Gaaak. Guk. Hakikat hanım sergi açacak, yanında Ülker hanımın sergisi, Hoca da konser verecek, nasipse…Gaaak. Guk.. Guruk. İzmiti geçip deniz kenarına varınca  Hakikat hanım denizle gölü farketmedi:

–Sapanca  gölünü daha geçmedik mi ? dedi. Hoca kızdı:

–Sapanca otura otura gölle denizi karıştırdın…

Yolculuk çok  sürmedi, Allahtan hava iyi , yol tenha, Bir saatte gişeler vardılar. Gaaak Arabanın burnunu sola çevirip –Neredesin Bağdad caddesi ? diyerek sokaklara sapmaya başladılar. O sokak, bu sokak derken kayboldular… Kimse sordularsa cevap alamadılar. Kimse hem bilmiyor, hem anlatamıyordu. Hoca ise ne dinliyor ne anlıyordu. Önlerine arabalı bir hayır sahibi düştü:

 

–Ben de o tarafa gidiyorum, beni takip edin dedi. Yeniden yola koyuldular: Gaaak. Guuuk. Sonunda Göztepe’ye yakın bir yerden Bağdad Caddesine düştüler. Sağa dönüp Kadıköy tarafına doğru gittiler. Bu defa Hoca Ülker Hanımın oturduğu Hasan âli Yücel sokağını karıştırdı. Fenerbahçe sapağına kadar inerek yeniden Cadde Bostan tarafına döndüler ve Ülker Hanımın Menekşe sokaktaki “Ana” apartımanını buldular. Ülker hanımda bir surat… Gaaakk guuuk. Ortak sergi yapmaktan sıkıntılı.  Hoca böyle zamanlara ait en denenmiş stratejisini devreye soktu. Hiçbir lafa su katmadan, gözlerini yere dikerek, fırtınanın geçmesini bekledi. Gaaak guuuuk.

 

Sonunda Ülker Hanım’ın sergisine ait yirmi beş parça eseri, Yaris’e yüklediler. Ülker hanım Edremitli Karagözoğlu sülalesinden geldiği için aşırı zeytinyağı zenginidir. Hocaya bir koli yeşil zeytin, kara zeytin, 1,5 asitli sızma zeytinyağı ve  sabun hazırlamış. Onu da Yaris’e yükleyerek  Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden Mecidiyeköyü’ne, oradan Taksim’e Fransız Konsolosluğuna vardılar…Vardılar ama kapı duvar. Bahçede onarım varmış, Yaris zorunlu olarak paralı parkta kalacak. Hoca dedi ki: “zeytinden kazandığımızı parka veririz” Gaaak. Guk.

 

Kapıda tepeden tırnağa kontroldan geçip tabloları içeri aldılar, eserler duvarlara dizildi. Açılış yarın. O gece Fatih Serhat Söğütlü’nün Ümraniye’deki evinde kaldılar. Zişan Hanımın mükemmel sofrasında fırında tavuk, brokoli ve zeytinyağlı pırasa ile karınlarını doyurup mutlu oldular. Bize de kırıntılar kaldı. Gaaak. Guk.

 

5 Aralık 2007 çarşamba günü  Fransız Paris doğumlu Türk Vatandaşı Hakikat Cathèrine Feller’in “Hüsnühat” sergisi  ile Edremit doğumlu bayan Ülker Erke’nın “Mevlevihâneler” sergileri bir Fransız toprağı olan Taksim’deki Fransız Kültür Merkezinde saat 19’da açıldı. Gaaak. Guk. Sergi ay sonuna kadar açık kalacak… Gidin görün….Gsaak. Guk. İyi gelir.

 

12 aralık Çarşamba günü de Hoca üç müzisyen arkadaşı ile aynı yerin konser salonında “ sufi müzik” konseri verecek… O da iyi gelebilir. Gaaak. Guuuk. Biz kargalar bilmeyiz, iyi olduğunu söylediler. Fazilet benden ileridir, bir yolunu bulup salona dalarsa olanları, olacakları, bire bin  katıp size anlatır… İstanbul’da şenlik var. gaaask.

Bu yazı Kargadan Haberler kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
  • Ne güzel, hayırlı olur inşaallah
    İstanbulda olsaydık muhakkak gelmeye gayret ederdik, hemde çok isterdik
    orada yaşamayışın kayıplarıdır