Mertlik yasası Bayramı

                 Â

Mertlik yasası teklifimiz bayram sevincine dönüştü. “Asrın kavanin-i muhtelife-i acaibatı mucibi” (Çağın çeşitli acayip yasaları gereği) Hasbelkader Gündem dışına düşmüş “kendi halinde” bir gazetecinin “bir gece ansızın” ortaya attığı bir teklif iki haftada beşyüze yakın tıklamaya neden oldu. Bunu ben de tahmin etmiyordum. Mutlu bir başlangıç.

İnsanlarımız gerçekten yücelip şu anda kendilerini yönetme sevdasında olan idari, adli, siyasî  tüm eski kurumları aşarak fevkaladenin fevkinde bir yerlere doğru yola çıkmışlar. Şimdilik sınırlı dahi olsa bu sonuç heyecan vericidir.

Mertlik yasası WEB’te “tıklama” zahmetine katlanan birkaç yüz kişi tarafından yazılıyor. Bu olay “Elektronik çağının” ileri bir göstergesidir. Dünya tarihinde acaba böyle topluca yazılan eserler var mıdır ?… Çağdaş teknolojinin bahşettiği bu imkân eski yazarların eline geçseydi acaba ne harikalar yaratırlardı ?… O yürekli ve olağanüstü  insanlar, acaba şu klavyeye, kendisin de bilmediği ne acayip sırlar öğretirlerdi. Â

Yazarlık, çizerlik mesleğinde, eski çağlarda benzer bir olay “Mukayyet” kavramıdır. Matbaanın  bulunmadığı devirlerde dedelerimiz, büyüklerimiz**, üstatlarımız**, bizden önce yaşamış o değerli kişiler, bir kitap “telif” ettikleri zaman bunu “müsevvid” lere yazdırır veya kendileri yazar sonra, “musahhih” lere kelime yanlışlarını inceletir, sonra da  “mübeyyiz” lere “temize” çektirirlermiş. Eseri önce ülkenin padişah veya hükümdarına sunar, uygun görülen “atiye” yani ödül parasını alır, cebine**, koynuna** veya kuşağının arasına sokar, şıkır şıkır altıncıklarla evine dönermiş.  sonra da eseri çevrede takdir gördüğü, beğenildiği, konuşulduğu, tartışıldığı ölçüde yazıcılara çoğalttırıp piyasaya sürerlermiş.

Eser ortada dolaştıkça onu okuyan bazı kişiler kurşun kalemle sayfa kenarlarına fikirlerini, görüşlerini, bilgilerini ilave eder ve eseri zenginleştirirlermiş. Eser bir süre sonra tekrar “bu eklentilerle” birlikte tekrar yazılırmış. Buna “mukayyet” diyorlar, yani “kayıtlanmış, eklenmiş” anlamında... Baskı tekniklerinin icadından sonra bu “kayıtlanmış” eserlere bir şekil vermişler, kitaba sonradan okuyucu tarafından yapılmış ilaveleri sayfa kenarına yana yatmış satırlarla dizmişler, böylece dünya yazı tarihinde inanılmaz bir şekil ortaya çıkmış “Mukayyet “ eserlerin görüntüsü kurala bağlanmış. Bu eserler “Aşık Paşazade Tarihi” örneğinde olduğu gibi yüzyıllarca okunup defalarca kayıtlanmış ve tekrar tekrar basılarak her çağın geleneklerini yansıtan  çok önemli birer  tarih belgesi şekline girmiş.

Ben “Mukayyet” eserler için “okuyucunun da söz hakkı bulunan” kitaplar diyorum. Yanlış mı söylüyorum ?  Bence yakışıyor…

Şimdi Bilgisayar tekniği bu olayı zirveye taşıyacak gibi. Taşıdı bile… Çağımızda yazar gerilerde kaldı okuyucu yazarı aştı…Yazar artık ölsün. Tabii işin bir de sanat yönü var… Onu da insanoğlu gerekirse bir gün hatırlar sanırım.  Â

“Mertlik” yasası denemesi isimli çalışmamıza bu gün “iki not” daha ilave ettim Luften okuyunuz. Bu notlar teklif ettiğimiz iki listenin birbirinden farklılaşmaya başlaması ila ilgili…

Sanal değeri çok yüksek olan bu çalışmaya hep birlikte devam edelim. Yaşamımızın nasıl bir yaşam olduğunu merak edenler ilerde bu listelere göz atsınlar. Geçmiş yüzyılların tanınmış destanları halkın dilidir. Bu da elekronik bir destan olsun. Bizim şu sırada neler çektiğizi geleceğin insanları görsün bilsin, tabii onların da o zaman çekecekleri çilelerden vakit kalırsa… Rabbim her şeyin doğrusunu en iyi bilendir. Bizden bu kadar.